ben bu sonun üzerine ancak bir bardak soğuk su içerim.
bir anlık olsa da çoğu kişinin ağzından düşmeyen ikinci kitap lanetini kırmış sözünün yükselttiği beklentilerimi karşılamayacak diye düşündüm mü? evet. yaklaşık doksan sayfa sürdü ama bu, ve genel anlamda yaşatabileceği tüm duyguları süründüre süründüre yaşattı bana.
çok daha üstün bir devam kitabı mı, evet. ilk kitabı okuduysanız alın devam edin hiç şüphesiz.
uzatmadan spoiler içeren review kısmına geçeyim, çünkü kesinlikle konuşulması gereken çok şey var.
(spoiler)
açıkçası düşüncelerimi tam anlamıyla toparlayamadan inceleme yazma kısmına geçtiğim için sondan boşa doğru karmaşık bir derleme olacak burası,
bu kitaptan beklemeyeceğim bir şey oldu ve ağladım, sabahın erken saatleri olmasa insanları rahatsız etme düşüncesi olmadan içimdekileri döküp biraz daha ağlardım. bunu ilk kitapta da hissetmeye başlamıştım ki sadece giderek artan bir sevgim oldu darrow'a karşı. karakterinin gerçekçiliği ve tartıșılabilir olsa da şeffaflığı favori özelliklerim oldu. annesiyle konuşmasından önce eve girdiği ve sadece birkaç betimleme okuduğum yer beni bu yüzden beklemediğim kadar sarstı sanırım. utanmasam sonda sinirden de ağlardım ama onun yorumunu sonraya saklıyorum.
ilk kitaptan daha çok beğendiğim paragraflar ve alıntılar oldu, karakterleri daha çok sevdim, daha çok bağlandım ama beni en çok sevindiren şey ilk kitaptaki memnuniyetsizliğim duyulmuș gibi bu kitabın dilinin kurguya yakışır ağırlıkta ve karşılaştırılınca daha az sade olmasıydı. darrow'un düşüncelerini ve duygularını daha derinden, sade olmayan şekilde okumak hem daha yakın hissettirdi hem daha çok kitabın içine çekti, kurgunun akışına bıraktırdı kendimi.
kitabın büyük bir kısmından beri sevro'nun darrow'un durumunu bilmesi beni çok mutlu etti, en az