"Çocukluk", Tolstoy’un henüz yolun başındayken bile insan ruhunun derinliklerine inme konusundaki dehasını kanıtlayan, naif ama bir o kadar da sarsıcı bir eserdir. Kitap, küçük bir çocuğun gözünden dünyayı, ailesini ve sosyal çevresini keşfetme sürecini anlatırken; çocukluğun o pembe bulutlarının, gerçek hayatın ve kaybın gri tonlarıyla nasıl karıştığını gösterir.
Romanın en güçlü yanı, karakterin iç sesindeki dürüstlüktür. Tolstoy, bir çocuğun sadece oyunlarını değil; kıskançlıklarını, utançlarını ve bazen sergilediği küçük bencillikleri de saklamadan anlatır. Bu şeffaflık, okuyucunun kendi geçmişiyle bağ kurmasını sağlar ve eseri basit bir anı kitabı olmaktan çıkarıp evrensel bir büyüme sancısı anlatısına dönüştürür.
Sonuç olarak bu kitap, Rus edebiyatının o ağır ve derin atmosferine girmek için harika bir kapıdır. Bir çocuğun annesine duyduğu saf sevgiden, yetişkinlerin karmaşık dünyasına geçişin o hüzünlü eşiğini başarıyla tasvir eder. Eğer karakter analizlerini ve nostaljik bir atmosferi seviyorsanız, bu eser kütüphanenizin en kıymetli parçalarından biri olacaktır.