Böyle işin içine tüküreyim
Gün geliyor sok dakika iş kitliyorlar, çıkışa beş dakika kala gelen işi ben ne yapayım, geç çıkıyorsun maalesef. Kimsede demiyor sen bu gün geç çıktın yarın erken çık diye. 😦
Hayattaki şansıma sıçayım ben.
Gün geliyor iş olsun da ne olursa olsun. Bekle bekle sıkılıyor insan, otur akşama kadar ee sonra, azcıkta şurda sıkılayım.
Neden rutinlerim yok? Herkes gibi belli saatte işim olsa çok güzel olmazmıydı? Rutinleri özledim.
İlk işe başladığımda sabah, akşam çalan telefonlar, işte de bütün gün bilgisayar başında geçen zamanlarım oldu. Ya tamam iş mesaisini anlarım. Gece çalan telefonlar ne, lan ben sizin kölenizmiyim? Mesai bitti mi benim işimde biter demek istiyorum. Sonra aklıma geliyor….
Benim yerime çalışacak ve benden daha ucuza çalışacak binlerce insan olduğu. İşte o zaman anlıyorum, devletimin işçi haklarıyla alakalı ne kadar korumacı olduğunu 🙂
ozgurbocek.com
Başaramadık be abi..
Başaramadık, tam on yıldır üniversite kapısını aşındırıyorum. Her yıl bu son yılım diyerek çalışıyor ve her defasında tekrar o harcı ödüyorum.
Evli insanlar on yılda, bir çocuk büyütüyor. İş sahibi arkadaşlarım ev, araba alıyor. Bu kadar uzun yıldır bir şehirde olan herkes, bir şeylerin peşinden gidiyor. Bazıları tecrübe edinip hayatlarında bir basamağı daha çıkıyor, bazıları ise bir kaç basamak birden atlıyor.
Ben ise on yıldır bir baltaya sap olamadım. Üniversitenin kapısından her girdiğim gün lanet ediyorum. Despot hocaların yüzleri, tiripleri çekilmiyor. Her sene verdiği o nutukları ezbere bildiğin halde yüzüne bakarak mutluymuş gibi yapmak. 😦
Hep hayalini kurduğun o cafeyi açamamış olmak sana koymuyor artık. En çok koyan, hayalindekileri başkalarının yapıyor olması. Sen ise o hayallere ulaşmak için hiç bir şey yapmaman veya yapamaman.
Kaderine mahkum olmaya başlamışsın. Sekizinciye aldığın dersi verememek, hayallerinden vazgeçmişsin, yeni şeylere asla yanaşmadan geçirdiğin yıllarda bir sevgilin bile yok, parayı düşündüğün her an, sen bir kaybedensin ve kaybedeceksin.
ozgurbocek.com/2020/09/06/basa...