suskunluğun siyah okyanusundaki cam fanuslu bir dalgıç gibi yaşıyordu insan,kendisini dış dünyaya bağlayan halatın kopmuş olduğunu ve o sessiz derinlikten hiçbir zaman yukarı çekilmeyeceğini anımsayan bir dalgıç gibi hatta. yapacak,duyacak,görecek hiçbir şey yoktu. Her yerde ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan. boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla. bir aşağı bir yukarı yürürdü insan,düşünceleri de onunla birlikte bir aşağı bir yukarı yürüyüp dururdu.