Crispr denen bir makasla, fıtratın satır aralarına müdahale ediyorlar. "Şu geni çıkaralım, bu hastalığı silelim" derken, insanı sadece hastalıklarından değil, insanlığından da soyutlamaya çalışıyorlar.
Ve biz farkında olmadan bir eşiğe geldik: Yaratılan, kendini yaratanın yerine koymaya başladı. Bu kibir, tarihte nice kavmi helak noktasına sürüklemedi mi?
Nemrut'un ateşinde, Firavun'un ilahlığında, Lut kavminin azgınlığında da aynı kod yok muydu?
Şimdi bu kibir alenen ben "ilahım" demekten ziyade laboratuvar önlükleri giyiyor. Mikroskop başında genetiği değiştirilmiş bebekler, siparişle seçilen göz renkleri, tasarlanmış zekalar ile "ilahçılık" oynuyor.
Bilimciler, insan genomunu meydana getiren 3,2 milyar harfin içindeki yanlış DNA harflerini tek tek bulup onararak bu tür işleri başarabilir, hatta daha karmaşık tadilatları yapmak için de CRISPR kullanabilirler.
Sayfa 12 - Koç Üniversitesi Yayınları·Kitabı okudu
Ben kendime idealist demem, memleketime, aileme büyük sevgi duyarım, o ayrı. Ama bu işin temelinde merak lazım. Tabiatın sırlarını çözmeye ilgi, istek lazım. Beni de, diğer bilim adamları gibi, bilim işine girmek için harekete geçiren bu oldu. Bu işe girdiyseniz böyle oluyor. Çünkü işin ekonomisi bakımından bakarsanız iş değişir, mesela bir örnekle anlatayım; şu an CRISPR diye bir şey var, bu aslında DNA genomunu değiştirmek için kullanılan bir metot. Bu temel bilimin alanına giriyor, bakterilerle uğraşan birkaç bilim adamı tarafından geliştirildi. O bilim adamlarına 5 yıl önce 'Bunun ne faydası olacak, ne para kazanacaksınız?' diye sorduğunuzda, size 'Hayır, biz bundan para kazanmayız, biz sadece bu işin sırrını çözmek istiyoruz' diyorlardı. Ama şimdi bu iş 10 milyar dolarlık bir iş oldu. O bakımdan, temel bilim yapma işine girdi-ğiniz zaman bunları hem göze alıp, hem düşünmemeniz lazım."
neysel bir gen düzenleme tekniği olan CRISPR kullanılarak orak hücre hastalığı tedavisi gören ilk hasta olarak kayıtlara geçen Victoria Gray'in ifadelerine yer vermeyi anlamlı buluyorum.
Gray'in tedavi görmeden önceki hayatı boyunca, genetik bozuk-luğun neden olduğu deforme olmuş, orak şeklindeki kırmızı kan hücreleri, onu yoğun, öngörülemeyen ağrı ataklarıyla düzenli olarak etkisiz hale getiriyordu. Gray, "Yıllardır dua ettiğim şey için Tanrı üzerine düşeni yaptı" dedi. "Ve birlikte, el ele, Tanrı ve bilim benim için çalıştı." Belki de Gray'in bu ifadeleri Tanrı'yı oynayıp oynamamak konusunda bizlere rehber olacaktır.
Tanrı ve bilim el ele...
Gelecek kuşaklara bugünkü insanların ahlaki sorumluluğunun faturasını ödetmez İslam!
Ayet 1400 yıldır aynı ayet, noktası bile değişmedi, değiştirilemez!
Ancak görüyoruz ki çağın getirilerine ve öğretilerine görev verilen mana daha da derinleşiyor ve farklılaşıyor. Diş inceltilmesini fıtrat bozgunu Sayan Müslümanlardan, crispr ile DNA makaslanmasını konuşan Müslümanlara gelip dayandıysa mevzû, omuzlanacak çok yükümüz var demektir!