ceren

... O sırada etrafındaki dünyanın gürültülü ve umutlarını işitirsin, insanların nasıl yaşadığını duyar, görürsün... onlar gerçekten yaşamaktadır, onların yaşamını ısmarlama değildir, onların yaşamının bir rüya, bir uyku, bir sanrı gibi dağılıp gitmediğini görürsün, yaşamlarının hep yenilendiğini, hep tazelendiğini, bir saatlerin diğerine benzemediğini fark edersin; korkak hayal gücüyse bayat, bayağı denecek kadar yeksenaktır; sanrıların, fikirlerin kölesidir, aniden güneşi örterek güneşine o kadar düşkün Petersburg'un yüreğine çöreklenen ilk bulutun kölesidir; sıkıntıya boğulmuş bir hayalgücü neye yarar? O yorulmak bilmez hayalgücünün de bir gün yer yorulacağını, sürekli gerilim içinde olmaktan bitap düşeceğini hissedersin, çünkü büyümekte ve eski ideallerini geride bırakmaktasındır; o idealler de parçalanıp tozu toprağa karışır; eğer başka bir yaşamın yoksa yenisini yine bu parçalardan inşa etmek gerekir...
Sayfa 28
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yüreğim konuşurken ben susmayı beceremem.
Sayfa 11
Edebiyat
Tanrı'nın bu üçüncü kelamını da günün birinde bana öğretmesini bekleyerek yaşamıma devam ettim. Böylece altı yıl geçtikten sonra deminki kadınla ikizleri geldi. Kızları hemen tanımıştım; nasıl hayatta kaldıklarını da öğrendim. Öğrenince şunları düşündüm : "Çocukların yaşaması için anneleri bana yalvarmış, beni ikna etmişti. Ana-babaları olmadan yaşayamayacaklarını sanmıştım. Oysa başka bir kadın, çocukları besleyip büyütmüş." Kadının başkasının çocuklarına acıyıp ağlamasını görünce, içinde yaşayan Tanrı'yı gördüm ve insan neyle yaşar anladım.
Sayfa 26
Edebiyat
Aklımdan şunlar geçti o anda: "Adam bir yılın hesabını yapıyor, oysa akşama kalmadan öleceğini bilmiyor." Ardından Tanrı'nın diğer kelamını hatırladım :"İnsana ne verilmemiştir öğren." İnsanda ne olduğunu öğrenmiştim. Artık insana ne verilmediğini de biliyordum. İnsana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemişti.
Sayfa 26