Aziz Bey Hadisesi, görünüşte bir adamın hayat hikâyesini anlatırken aslında insanın kendi seçimlerinin ve gururunun bedelini nasıl ödediğini sorgulayan çok katmanlı bir roman. Kitabın en etkileyici yanı, Aziz Bey’in trajedisini büyük felaketlerle değil; zamanında söylenmeyen sözler, ertelenen duygular ve geri alınamayan kararlarla kurması.
Ayfer Tunç, karakterini yargılamadan anlatıyor. Aziz Bey ne tamamen haklı ne de tamamen haksız; bu yüzden gerçek. Okur, onun kibriyle öfkelenirken yalnızlığına üzülüyor, yaptığı hataları görürken içindeki kırgın çocuğu da hissediyor. Roman boyunca en çok hissedilen duygu ise geç kalmışlık. Çünkü bazı kayıpların telafisi yok ve hayat bazen insanı en çok kendi inatlarıyla cezalandırıyor.
Kitap bittiğinde geriye sadece Aziz Bey’in hikâyesi kalmıyor; insanın yıllarca taşıdığı kırgınlıkların onu nasıl yavaş yavaş yalnızlaştırdığına dair buruk bir farkındalık da kalıyor. Bu yönüyle Aziz Bey Hadisesi, sessiz ama sarsıcı bir roman; okunduktan sonra uzun süre zihinde yankılanan bir hüzün bırakıyor.
Kitaptan kitabı en güzel anlatan cümle ise şöyle; “Bazı hayatlar büyük hatalarla değil, zamanında söylenemeyen birkaç cümleyle dağılır.” İşte Aziz Bey Hadisesi bunun en hüzünlü örneklerinden biri.