Canistan kitabı aslında dört bölüm olacakken üç bölüm olarak kalmış -bana göre- yarım olmayan bir kitaptır. Yazar İstanbul'da kitap üzerinde çalışırken kalp krizinden vefat etmiştir.
Baş karakter Selim 14 yaşında bağı olan bir ağanın yanında çalışıyordur çünkü babası önceden vefat etmiş annesi de zor işiten ve çalışamayan bir kadındır.
Zaman olarak Çanakkale Savaşı'ndan başlayıp 1. Dünya Savaşı'nda da devam eder bir aralığı alıyor. Kitap içinde savaş dönemine de değinilmiş olması ayrı hoşuma gitti. Yaşanılan zamana yer verilmesi Selim'in o dönem nasıl çalıştığını, yaşadıklarını ve hissettiklerini bağdaştırabiliriz.
Manisa çevresinde yaşayan Selim'in yanında çalıştığı ağanın oğluna beslediği kini anlatır roman. Ağanın oğlu Tonguç Ali'ye karşı öfkesini büyüte büyüte içinden atamamış.
Selim hayatı, yaşamayı, sevgiyi, sevilmeyi büyümeyi, acıyı ve daha birçok şeyi Tonguç Ali'ye duyduğu kinden dolayı ağanın yanından ayrıldıktan sonra öğreniyor ve en önemlisi gencecik yaşına rağmen kendisine tutunmayı başarabiliyor. En çok etkilendiğim kısımda burası ya, Selim akıl almaz kişiliğine rağmen hala o öfkeyi içinde barındırabilmiş.
Okumaya güzel heveslerle başladığım bu kitap ben de büyük etkiler bıraktı. Öncesinde yazarın Anayurt Oteli ve Aylak Adam isimli romanlarını okusam da bu kitap benim için her zaman ayrı kalacak. Keşke okumak için beklemeseymişim.
Okuyacak olanlara şimdiden iyi okumalar dilerim.