Melekler bu çitin dışında sırtları bize dönük dururlardı. Bizim için birer korku nesnesiydiler, ama bunun dışında da bir şeydiler. Ah, bir baksalardı! Bir konuşabilseydik onlarla.
Bir şeyler değiştokuş edilebilirdi, diye düşünüyorduk, bir anlaşma, bir alışveriş, hâlâ bedenlerimiz vardı elimizde.
Şifreli yazılarımı tuttuğum hatıra defterimi ve ilk şiirlerimi Macaristan'da bıraktım. Erkek kardeşlerimi, annemi babamı, haber bile vermeden, bir veda bile etmeden geride bıraktım.
Ama hepsinden de önemlisi o gün, 1956'nın o Kasım sonu, bir halka olan aidiyetimi kesin olarak kaybettim.