Ezgi

Ezgi
@crowdie8
I lived so carefully, thinking someone was watching. But the stage was empty, the audience never came. - Osamu Dazai
Öğrenci
İngiliz Dili ve Edebiyatı
Ankara
72 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Şimdi ya da yirmi yıl sonra olsun, ölecek olan hep bendim.
9/10
·112 syf.··
2025 58. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2025 22:48
İlk Camus okumamın bu kadar gecikmiş olması büyük bir kayıp. Klasiklere başlarken genelde büyük beklentilerle başlamam, olaylardan çok duygu ve analiz okuyacağımı bilirim çünkü. Ama bu kitabı elime alırken bir beklentiye girdiğimi itiraf etmeliyim. Ve beklentim sonuna kadar karşılandı. Meursault, hayata, hepimizin hissetmeye programlandığı duygulara, toplumsal normlara yabancı bir adam. Annesinin ölü bedenine, mezarına, arkadaşının suçuna, partnerinin sevgisine, yaşlı Salamano’nun ne kadar dövse de arkasından ağladığı köpeğine... her şeye yabancı. Kendi hayatına bile dışarıdan bakan, sadece izleyen bir adam. Karşınıza, alışıp kabullendiğiniz duygulara karşı böylesine umarsız bir bakış açısı geldiğinde insan ister istemez durup düşünüyor: Ölüm, aşk, dostluk... gerçekten bir önemi var mı bütün bunların? Ama bence var. İnsan hayatında bunların öyle büyük bir yeri var ki, Meursault bu duyguları anlamlandıramadığı, onlara yabancı kaldığı için hikâyenin sonunda toplum tarafından cezalandırılıyor, infaz ediliyor. Kitapta Meursault'nun bir adamı öldürürken ve papaza sinirlendiğinde neden böyle ani tepkiler verdiğini başta anlamadım. Bu kadar tepkisiz, neredeyse duygusuz bir adam bir anda nasıl böyle davranabilir? Adamı bir kere vurup sonra dört el daha ateş etmesi… Camus neyi anlatmaya çalışıyordu? O sahneye döndükçe sanki güneşin yakıcılığı, başının içindeki uğultu, göz kamaştıran o beyazlık... hepsi birleşip Meursault’yu bir noktada çıldırtıyor gibi geliyor bana. Yani bu, öfke değil. Daha çok, insanın artık hiçbir şey hissetmemekten bıktığı bir an. Bence Meursault o anda hayatın tüm anlamsızlığını yüzüne yiyor ve ne yapacağını bilemeyince tetiğe sarılıyor. Papaz sahnesinde de benzer bir şey var. Meursault, “pişman ol, Tanrı seni affeder” denildiğinde deliriyor. Çünkü
2024 Okuma Raporları
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
Reklam
O Romeo, Romeo! wherefore art thou Romeo?
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 22:21
Romeo ve Juliet’i sonunda okudum ve evet… Shakespeare gerçekten diliyle büyülüyor. Diyaloglar, ritim, duygular o kadar güzel akıyor ki insan fark etmeden içine çekiliyor. Hikâyeye gelecek olursak… iki genç, biraz fazla hızlı hissedip biraz fazla hızlı yaşıyorlar. Büyümeden önce büyüklük tasladığın o yaşların saflığı işte. İnsanı hem güldürüyor hem üzüyor. Sonunda hiçbir mantıklı sebep olmadan ölmelerine rağmen yüzyıllardır aşk hikâyelerine de ilham veriyorlar. Trajik mi? Evet. Komik mi? Fazlasıyla. Yine de bir şekilde insanın içini burkan, zamansız bir aptallık bu. Aşkın en saf, en delice ve en mantıksız hâli. Yani evet işte, kısaca aptal aşıklar…
Romeo and JulietWilliam Shakespeare · Penguin Classics · 200075,7bin okunma
Bu kitabın beni soktuğu duygu durumları!?!?!
7/10
·304 syf.··
2023 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2023 20:11
Arkadaş önerisi üzerine başladım bu kitaba ve ne yalan söyleyeyim 1. Bölümde resmen kendimden geçtim. Okuduğum en iyi roman olduğunu düşünüyordum. Yazım tarzı olsun, başrol erkeğin çarpık zihni olsun her şey mükemmeldi. Karakterimizin yaptığı en gereksiz ve bomboş kısımlarda bile ne anlatım ne de kitap kurgusal olarak yavaşladı. Yorumumun başından beri beklenen 'ama' ise şimdi geliyor, 2. Bölümde oldukça sıkıcı ve sizi kitaba bağlayan, o garip havayı bozan etkenler vardı. Bunlardan beni en çok rahatsız edeni aynı olayı 2 kişinin ağzından dinlememiz ama bunların asla birbirine uyum sağlamaması. Kitaba genel olarak baktığımda daha iyi yazılabilirmiş dediğim bir kitap. 2 ayrı kısım olmak yerine ayrı ilmekleri, paralel olarak anlatan lezzetli bir örgü olabilirmiş. Bu hali ise aynı olayı 2 kere dinlediğiniz tatsız bir yazı olmuş. Kitabın bana hissetirdiklerini asla yadsıyamam çok farklı mesajlara değinen, arkadaki resmi anlamasanız bile bir psikopatın zihni ile ilginizi çeken bir roman. Fakat 2. Bölümde Miranda’nın bahsettiği olayları ilk kısımda okuduğumu hatırlıyor olmama rağmen, birebir hatırlayamadığım için o iki farklı bakış açısı fikrini çok yakalayamadım. İlk bölümdeki bakış açısını tekrar okumak için döndüğüm zamanlarda ise gerçekten çok farklı bir zihniyetle karşılaştım, sanki aynı yerden, olaydan hatta insandan bahsetmiyorlar gibiydi ve kitap boyunca bunu yakalayamamış olmak beni üzdü. Yine de Miranda’nın zihnimde sadece güzel bir yüzden daha derin bir anlam kazanmasını sağlayan bir kısım olduğu için, şimdi kitap bittiğinde 2. Bölümün varlığı daha anlamlı geliyor. John Fowles bu kitabı yazmak için ne tarz insanlarla vakit geçirdi bilmiyorum ama şimdiye kadar okuduğum, çok okumamış olmakla birlikte, en etkileyici zihin yapsı kitabın başrolüne aitti. Oldukça
Edebiyat & Roman
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma
Kendi Kütüphanemi çok merak etsemde oraya hiç gitmemem dileğiyle
4/10
·282 syf.··
2022 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2022 12:00
Herkesin önerdiği ve benim okumak için geç kaldığım bir kitap daha, bu kitabı okurken sineklerin tanrısını daha erken okumadığıma pişman olduğum kadar pişman olmadım. Çok fazla sveni olduğunu biliyorum ama pek benlik bir kitap değilmiş :( Kitabı kuzenimden ilk defa duyduğumda konusu cidden ilgimi çekti, paralel evrenler hayatınızda olabilecek binlerce olasılık! Kimin dikkatini çekmez ki? O aralar kitap satın almadığım için hemen pdfini buldum ama okumak için bir türlü isteği bulamadım. Geçenlerde sahaflarda gezerken çok iyi durumda bir Gece Yarısı Kütüphanesi buldum ve okumak ancak böyle nasip oldu, kitabın dışı sarılmıştı kaçak kitap aldığımı okuyana kadar fark etmedim maalesef, neyse ki sahafta ilk kazıklanışım değil. Kitapla ilgili en çok beğendiğim ve biraz stresli olan şu dönemlerimde bana en çok yardımcı olan şey Nora’nın karakter gelişimi, kesinlikle. Nora’nın kendi düşünce yapısı, pişmanlık duyduğu hayatları yaşadıkça içinde beliren farkındalık çok güzeldi, kitabın tamamını kapsayacak bir yorum olarak çok iyi yazıldığını söyleyemem ama vermeye çalıştığı mesaj güzeldi. Buraya girmeye üşendiğim alıntıları bir gün hesabımda görürseniz o zaman kitabın verdiği duyguyu gerçekten sevdiğimi anlayabilirsiniz. Okuyan arkadaşlarımın hiçbiri sonu beğenmemiş olsa bile ben beğendim. Evet, oldukça klişe bir sondu ama kitap boyunca yaşanan şeylerin bizi buraya getirdiği belliydi. Bu kitap bir ölüm mektubu değil, yaşamla dolu bir şarkı. O yüzden sonu kafamda oturdu, tüm o kütüphane ve evrenler hakkındaki kafa karışıklığım hariç, kafamda bir soru işareti kalmadı. Cidden düşününce acaba benim nasıl bir ortamım olurdu? Kırtasiye olabilir sanırım, kütüphaneye de hayır demem ama. Yazarın kaleminin oldukça basit olduğunu söylemek zorundaym kitaptaki bazı diyologlar o kadar
Edebiyat & Roman
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,2bin okunma
William Golding bu kitabı nasıl yazmış hala onu düşünüyorum…
10/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2022 53. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2022 01:55
İncelemeye başlamadan önce uyarımı yapayım aşağıda birazcık spoiler olabilir Bu kitaba başlarken aklımda çok fazla şey yoktu. Müfredatımıza dahil olduğu için okuduğum bir kitap diye düşündüm sadece ve okumaya başladım ama başlangıcından sonuna kadar bir maceraydı benim için. Derslerimiz ingilizce işlendiği için daha iyi anlamak adına dersten önce türkçe çevirisini okuyup derse öyle gidiyordum ama bunun zorlu yanı şu ki, bölüm bitince kitabı bırakmak zoruda kalıyordum. Hocayla beraber ilerlemek için kendimi durdurmaya çalışırken olağanüstü bir çaba sarf ettim. Sineklerin Tanrısı benim için, klasik okuyan tanıdığım kim varsa onlar tarafından ısrarla önerilen ve oldukça da övülen bir kitaptı her zaman o yüzden okumaya başlamadan bile çok büyük beklentilerim vardı. Bir keresinde edebiyat hocamız ‘O kitabın 1. Modern klasik olmasının bir sebebi var!’ demişti, konunun bununla alakalı olduğunu pek sanmıyorum gerçi :), gerçekten doğru olduğunu söyleyebilirim. Klasiğe başlamak için tavsiye edeceğim bir kitap olabilir ama mesajın ne kadar ulaşıp ulaşmadığı tamamen kişiye bağlı bunun yanında okuması kolay bir kitap o yüzden şansınızı deneyin derim. Bana kalırsa bu eserin en can alıcı noktası çocukların nasıl canavarlara dönüştüklerini fark etmeden bunu kendi içilerinde meşrulaştırmaları ve çocuklar olanlara hala oyun gözüyle bakarken okuyucunun dehşete düşmüş bir şekilde sayfaları çevirmesi. Bu, etrafımızda yargılayan bir güç olmadığı sürece hepimiz birer canavara dönüşme potansiyeline sahibiz demektir. Çocukların çocuk olmaktan çıkıp vahşiliğe doğru gittiği her adımın ince ince dokunması, hatta onlar tamamen vahşileştiklerinde onların bakış açısından okumamız detayına kadar her şey o kadar birbirine oturuyor ki! Bu kitabı objektif bir şekilde değerlendirmiyorum
Edebiyat & Roman
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
Reklam