“Ansızın büyüyor çocuklar. Daha bir kediyi görmeden bir savaşın görüntülerini izliyorlar ekranlardan. Kuş seslerinden önce bir bilgisayar oyununun gürültülerini tutuyoruz kulaklarına; parfümün kokusu, sabundan önce geliyor. Bu küçük bedenlerin içinde peyda ettiğimiz hormonlu hafızanın bir gün nasıl bir felakete yol açacağını düşünmeden, gururla, "artık her şeyi biliyor çocuklar" diyoruz.”
Çok şey anlatmak istiyorum. Çok şey yazmak, çok şeyden bahsetmek istiyorum. Ama zihnimin bulanıklığı ne anlatmama izin veriyor, ne de yazmama. Kelimler karmakarışık. Tümceler, yüklemler, özneler ve nesneler her biri zihnimin farklı bir köşesinde. Aynı görünüyorum, aynıyım belki de. Ama zihnim o kadar değişti ki, bunun ben bile farkında olamadım. Ve hâlâ alışamadım. Ben, nasılım?
“Utanmıyor musun sadece daha fazla para, şan ve şöhret peşinde koşup anlayış gücüyle, hakikatle ve ruhun kusursuzlaştırılmasıyla hiç ilgilenmemekten, bunlara hiç kafa yormamaktan?”