Nesnel düşünce becerisi akıllılıktır, düşünmenin ardındaki duygusal durum ise alçak gönüllülüktür. Nesnel olabilmek, yani kişinin aklını kullanabilmesi ancak kişi alçakgönüllü tavır içindeyse ve kendini çocukluğundaki ‘her şeye gücü yeten’ ve ‘her şeyi bilen’ olma hayalinden kurtarabilirse olasıdır. Bu, sevme sanatının uygulanması tartışmasında şu anlama gelir: Sevgi, narsisizmin hemen hemen olmadığı alçakgönüllülüğün, nesnelliğin ve düşüncenin gelişmekte olduğu yerde vardır.
Kendi düşüncelerimizi ulaşamadığımız bir açıklık ve kesinlikle ifade edebilmiş yazarlardan alıntılar yapmak bize cazip gelir çünkü bu kişiler sanki bizi bizden daha iyi tanıyor gibidirler. Onlar, kafamızın içinde utangaç utangaç bir kenara sinmiş düşünceleri kısa, öz ve şık cümlelere dönüştürmeyi başarmışlardır. Yazdıkları kitapların sayfa boşluklarını notlarla doldurur, nerede kendimizden bir parça bulursak oranın altını çizer, bizim düşüncelerimizi ifade ettiğini düşündüğümüz her şeyi ödünç alırız.