Emre Coşar

Emre Coşar
@csremre
Zekanın sesi yumuşak bir tona sahiptir fakat kendini duyuruncaya kadar durmaz.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir yandan insanlara zekâları aracılığıyla rehberlik edilemeyeceğini, onları idare edenlerin kendi tutkuları ve içgüdüsel talepleri olduğunu kabul ediyorsunuz. Öte yandan ise medeniyete karşı itaatlerinin duygusal temellerinin yerine akılcı temellerin geçirilmesini öneriyorsunuz. Bunu anlayabilen varsa beri gelsin! Bana öyle görünüyor ki ya biri olmalıdır ya da diğeri.
Üzerlerindeki insanların kafalarıyla çalıştıklarına ayak takımının dikkatinin çekilmesinde bir zarar yoktur, çünkü sokaktaki adam için, hangi türden olursa olsun kafa işi tahammül edilmez bir azap ve işkencedir. Kalabalık bir kasabanın dar sokaklarında boş yük veya binek arabasıyla dolaşan ve her birkaç adımda bir gücü yetebildiğine bir buçuk iki metrelik kırbacını şaklatan bir adam, arada bir derhal indirilip beş hakiki değnek atılmayı hak eder. Dünyanın bütün hukukçularıyla birlikte dünyadaki bütün yardımseverler bedeni cezanın topyekûn ortadan kaldırılması amacıyla nedenler ileri sürmek, bahaneler üretmek için bir araya gelseler, beni asla aksine ikna edemezlerdi.
Tavsiye içinde hiciv :)
Squarzafichi'nin Petrarca'nın hayatıyla ilgili, bir çağdaşından, Joseph Brivius'dan naklen anlattığı anekdota inanabiliriz - Petrarca bir gün Visconti'nin sarayında iken ve bir sürü adam ve saray erkânı arasında, Galeazzo Visconti henüz bir çocuk olan ve daha sonra birinci Milano Dükü olacak oğlundan, orada hazır bulunanlardan en akıllı adamı bulup seçmesini ister. Çocuk kalabalığa bir süre bakıp her birini ayrı ayrı süzdükten sonra, kalabalığın hayran bakışları arasında, Petrarca'nın elinden tutup onu babasına götürür. Çünkü tabiat insanlar arasındaki bu seçkin kimseye asaletinin damgasını o kadar açık bir şekilde vurmuştur ki onu bir çocuk bile ayırt edebilir. Bu yüzden akıllı, basiretli yurttaşlarıma, eğer bir daha sıradan bir kimseyi büyük bir dâhi diye ilan etmek isterlerse, bunun için Hegel gibi, tabiatın, yüzüne en anlaşılır harflerle ve kolayca okunabilecek bir yazıyla "sıradan kimse" damgasını bastığı biraheneci kılıklı birisini seçmemelerini öneririm.
Sayfa 93
Hangi türden olursa olsun bütün büyük teorik başarılar, zihninin bütün güçlerini tek bir noktaya yoğunlaştırmış yazarların eseridir. O bunlanı tek bir nokta etrafında düğümler ve o nokta üzerinde öylesine sağlam, canlı ve dikkatin başka bir şeye dağılmasına engel olacak biçimde yoğunlaştırır ki dünyanın bütün kalanı onun için görüntüden kaybolur ve peşine düştüğü şey onun için kendi başına bütün gerçekliği doldurur. Dehanın ayrıcalıklarından birini oluşturan tam da bu büyük ve güçlü yoğunlaşmadır ve bu kimi zaman kendisini, gerçek nesnelerin, günlük hayatın olaylarının durumunda bile gösterir. Böyle bir odağın altına yerleştirildiğinde bunlar öylesine muazzam boyutlara ulaşarak büyütü-ürler ki güneş mikroskopunun altında bir fil kaidesinin büyüklüğüne erişen pire gibi görünürler. Bunun neticesi yüksek yeteneklere sahip kimselerin önemsiz şeylerle kimi zaman çok değişik türden heyecanlara kapılmalarıdır.
Sayfa 63