Emre Coşar

Emre Coşar
@csremre
Lisans
Ankara
18 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Söylesenize, neden hiçbirimiz birbirimize karşı kardeşçe davranmıyoruz? Neden en iyi insanlar bile sanki hep başkalarından bir şeyler gizler, hep susar? Sözlerinin yel olup gitmeyeceğine emin olduğun zamanlarda bile neden yüreğinden geçenleri dosdoğru söylemezsin? Herkes olduğundan daha ketum görünüyor, sanki hemen dile getirirlerse duygularının zedeleneceğinden korkuyorlar...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Böyle bir sevgi başka zaman olsa yüreği üşütür,ruha ağır gelir.Senin elin soğuk,benimkiyse ateş gibi sıcak.Ne kadar körsün Nastyenka!..
Nerede şimdi o hayallerin? Kafanı iki yana sallayıp, "Yıllar nasıl da uçup gidiyor!" diyorsun. Yine soruyorsun: Nasıl geçirdin o yıllarını? En güzel zamanlarını nereye gömdün? O yılları yaşadın mı yaşamadın mı? Bak dostum, diyorsun kendine, bak artık toprak soğumaya başladı. Birkaç yıl daha geçecek ve sonra koltuk değneklerine dayanmış titreyen ihtiyarlık, ondan sonraysa sefalet ve terk edilmişlik gelecek. O düşler dünyası beyazla örtülecek, donacak, hayallerin solacak ve sararmış yapraklar gibi düşüp gidecek... Ah Nastyenka! Yalnız kalmak, tamamen tek başına kalmak ve hayıflanacak bir şey bile bulamamak ne kadar boğucu... hiçbir şeye benzemez, hiçbir şeye... Çünkü elinden kayıp gidenler, bütün o yitirdiklerin aslında bir hiçlikten ibaret, saçma, yusyuvarlak bir sıfır, yalnızca ve yalnızca kafandaki hayaller!
Sayfa 30
Fakat yine de bahsedilmesi gereken, psikanalizi "bilinçdışı" kavramını ciddiye almaya zorlayan patolojik baskılamaların ve başka kavramların da incelenmesi olmuştur. Psikanaliz zihinsel olan her şeye başlangıçta bilinçdışı gözüyle bakmıştır; bundan başka bir "bilinçlilik kavramı da mevcut olabilir veya olmayabilir. Bu görüş, onlar için "bilincin" ve "ruhsalın" özdeş olduğu ve "bilinçdışı ruhsal" diye bir saçmalığı akılları almadığı için karşı çıkan filozoflar tarafından elbette reddedilmiştir. Ancak bu konuda yapılabilecek bir şey yoktur ve filozofların bu yaradılışlarını da omuz silkerek göz ardı etmek gerekir. Haklarında doğrudan doğruya hiçbir şey bilinmeyen ve mevcudiyetleri de ancak dış dünyadaki olguya benzer bir şeylere dayanılarak çıkarsanmak zorunda kalınmış olan (filozofların habersiz olduğu patolojik materyallerden edinilen) itkilerin sıklıklarına ve güçlerine dair tecrübeler başka hiçbir alternatife açık kapı bırakmamaktadır.