"Büyük bir şehrin üzerine çöküp de damlara dokunan siyah bir bulutun zulmeti altında kalan sokaklardan kimse geçmez; kiliselerden başka açık bir yer bulunmaz; dört milyon nüfusu olan bir şehrin birdenbire öldüğünü görmek isterseniz aralık ayının bir pazar gününde Londra'ya gidiniz. Karanlık bir duman içinde bir hayal gibi sessiz ve tek tük geçen insanlar o büyük parklara girerek durmadan yağan bir yağmurun altında ölümden bahseden vaizlerini dinleyip de bir sokağın bir ucundan öbür ucuna gidinceye kadar İngiliz hastalığı olan kara sevdaya uğramamaları mümkün müdür?"
Celal Bey, Dilber'in ellerinden tutarak:
-Üşüyor musun? Bu hafif rüzgar çiçeklerin nefesidir. Sana dokunmaz değil mi?
-Hayır,bana bu manzara, bu büyüklük dokunuyor.
Ah şu modern psikanalistler yok mu! Dünyanın parasını alıyorlar insandan! Benim zamanımda beş Mark'a Freud'un kendisi tedavi ederdi sizi. On Mark'a hem tedavi eder hem de pantolonunuzu ütülerdi. On beş Mark'a Freud kendisini tedavi etmenize izin verirdi... ki buna istediğiniz iki çeşit sebze de dahil olurdu.
Woody ALLEN