Hüsnüzan etmekle alacaklı olduğumuza inanmak, aynı şeyler değildir. Elbette ümit ederiz, dua ederiz, bekleriz. Mümin ümitsiz olmaz. Ancak mümin, ümit ettiği için her arzusuna kavuşmak zorunda olmadığını da bilir. Hüsnüzan etmek, güzeli beklemekte hiçbir beis yok. Fakat bekliyoruz diye istediklerimizin olacağına inanmak, olmadığı takdirde küskünlüğe sebep olur.
Reddettiğimiz, tümüyle yok saydığımız yönlerimizi paşa paşa tanımak zorunda kalırız. Zaaflarla, sorunlarla, yanlışlarla; iyi ve kötü yanlarımızda bir bütün olarak insan olduğumuzu anlarız. Ben şöyle biriyim diye başlayan cümlelerin tırı vırı olduğunu; nasıl biri olduğumuzu anlamak için kaç sefer boyumuzun ölçüsünün alınacağını, tek bir yönden ve durumdan ibaret olmadığımızı.
Bir coğrafyanın yıllar yılı yaşadığı zulüm, baskı ve asimilasyon politikalarını derinlemesine anlayabilmek ve de kavrayabilmek..
Taha Kılınç adım adım Doğu Türkistan'ı müslüman kardeşlerimizin neler yaşadığını bir kamera kaydından izlercesine anlatmış. İyi ki oralara gitmek ona nasip olmuş. Bir başkası bu kadar net ve detaylı bir biçimde aktarabilirmiydi bilemiyorum açıkçası.