"Duyguların bedendeki merkezinin kalp, mantığın ise beyin olarak konumlandırıldığını düşünürüz. Kalp yaramaz bir çocuk gibidir. Koşar, düşer, yara alır, kalkar, tekrar düşer, tekrar canı yanar, yine de isteklerinin peşinden koşmaktan vazgeçmez. Meraklıdır. Her istediğini gerçekleştirmek ister. Sevinci, üzüntüyü, acıyı, heyecanı doruklarda yaşar. Yaşıyor olduğumuzu hissetmemize yol açar. Beyin ise deneyimli bir yetişkin gibidir. Mantıklı olanı savunur. Kurallar koyar, sebep-sonuç ilişkileri kurar, açıklamalar yapar, kalbin spontanlığını durdurmaya çalışır. Yara almamaya, “uygun” olanı seçmeye programlıdır."
(Alıntı)