"Aktif ifade insani çaba gerektirir ve bu çaba ancak insanların birbirlerine ifade ettikleri şeyleri sınırladıkları ölçüde başarılı olabilir" diyor Richard Sennett. Sorunumuz tam da bu cümlede gizli sanki. Sosyal medya başta olmak üzere, kendimi en başa yazarak belirtiyorum ki, çok şey söylüyoruz ama kendimizi ifade etmiyor, edemiyoruz. İfade etmek gerçek bir çaba ve maharet gerektiriyor. Az söz çok iş derler ya, eskiler kâl dili yerine hâl dili derlerdi bir de. Ona dönebilsek...
Bu ülkede küçük burjuvanın, hatta hemen hepimizin entelektüellik kıstası, iletişimin önemine inanıp iletişim araçlarının zararlarından bahsetmek, eğitimin lüzumuna inanıp eğitimı kınamak, sorumluluk almayıp sorumluları kıyasıya eleştirmektir. Bu ülkede kıymeti kendinden menkul ve matah biri olmak, olamadığımız ve olmak isteyip de uğrunda çaba göstermediğimiz her ne varsa hepsine b*k atmaktır.
"Yeryüzünde her insanın kendisini bekleyen bir hazinesi vardır, " dedi yüreği delikanlıya. "Biz yürekler, insanlar artık bu hazineleri bulmak istemedikleri için bunlardan pek ender söz ederiz. Onları küçük çocuklara anlatırız. Sonra herkesi, kendi yazgısının yoluna göndermek işini hayata bırakırız. Ne yazık ki, kendisine çizilmiş olan yolu pek az insan izliyor; oysa bu yol kişisel menkıbe'nin ve mutluluğun yoludur. İnsanların çoğu dünyayı korkutucu bir şey olarak görüyorlar ve yalnızca bu nedenden dolayı da dünya gerçekten korkutucu bir şey oluyor. O zaman biz yürekler, giderek daha alçak sesle konuşmaya başlıyoz, ama asla susmuyoruz. Ve sözlerimizin duyulmamısı için dilekte bulunuyoruz: kendilerine çizmiş olduğumuz yolu izlemedikleri için insanların acı çekmelerini istemiyoruz."