Bir Ruh bulamadıklarına göre belki de yeterince iyi araştırmamışlardı.Ancak yaşam bilimleri sadece yeterli delil bulunamadığından değil ruh inancı evrimin temel kanunları ile çeliştiği için ruhun varlığından şüphe duyar. Evrim teorisinin tek tanrıya inanan dindarlar arasında yarattığı nefretin nedeni işte bu çelişkidir.
Bilim insanları homo sapiensi onbinlerce tuhaf deneye tabi tutup kalbimizin her köşesine beynimizin her kıvrımına bakmalarına rağmen bu zamana değin büyülü bir özellik tespit edemediler. Tıpkı inekler gibi sapyensin de ruhu olduğuna dair tek bir kanıt bile mevcut değil.
Hayvanların hisseden ve saygı duyulması gereken varlıklar mertebesinden basit mallara indirgenmesi inekler ve tavuklarla sınırlı kalmadı elbette. Birçok tarım toplumu çeşitli sınıflara mensup insanlara da alınıp satılabilecek mallar gibi davranmaya başladı. Antik Mısır ve İsrail'de ya da Orta çağda Çin'de insanları köleleştirmek onlara işkence etmek ya da üstünkörü nedenlerle canlarını almak oldukça sık rastlanan uygulamalardı.
Sonuç olarak insanlar tarım sözleşmesini imzalar Bu sözleşmeye göre tanrılara doğaya ve elbette hayvanlara karşı çeşitli ödevleri yerine getirdiği sürece insanlara diğer hayvanlara hükmetme izni verilmiştir Çiftlik hayatında sıradan bir günü yansıtan bu düzenin varlığına inanmak pek de zor değildir.