Dünya ona yabancılaştığında, o da sesini derinliklere bıraktı.
Gece onu sakladı,
sessizlik ona yurt oldu.
Uzun süre sustu.
Ne bulunmak istedi,
ne de tamamen kaybolmak.
Sonra anladı ki,
ait olmadığı yerlerden gitmek
kaybolmak sayılmaz.
Kimse onu kaybetmedi.
Çünkü kimse onu gerçekten bulamamıştı.
Bu yüzden gidişi,
bir yok oluş değil;
çoktan unutulmuş bir şeyin
sessizce yerine dönmesiydi.
ZST