Puan vermedi·200 syf.··
2026 17. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:43
Okudum Bitti! Aptallık sadece varoluştan mı gelmektedir, yoksa varoluşun temelinde zaten aptallık mı yatar? Kitap boyunca bu iki kuram arasında sürüklenip duruyorsunuz. Sayfa sayfa ilerledikçe fark ediyorsunuz ki, dünya biraz da bu “aptallık” sayesinde dönüyor. İnsanlar hata yapıyor, inanıyor, umut ediyor, tekrar deniyor… Ve bu “aptalca” döngü olmasaydı hayat belki de hiç bu kadar renkli olmazdı. Kitap yüzyıllar önce yazılmış olsa da bugünün insanına tabiri caizse cuk oturuyor. Sanki Erasmus bir zaman makinesine binmiş ve günümüz dünyasını da gözlemlemiş gibi. Okurken “Yahu, bu hâlâ mı böyle!” dediğim pek çok an oldu. Tavsiye kısmına gelecek olursak... Eğer alışılmışın dışında bir kitap okumak isterseniz, klasiklerin dilinden hiç korkmayın; çünkü bu eser oldukça keyifli ve akıcı. Okurken hem gülecek hem düşünecek, hem de kendinize ve çevrenize biraz daha mizah penceresinden bakmayı öğreneceksiniz. Kendinizi çok “akıllı” hissettiğiniz zamanlarda ya da etrafınızdaki “aşırı akıllı” insanlardan sıkıldığınızda bu kitap size çok iyi gelecek. Bazen hayatı biraz da “aptalca” (yani delice) yaşamak gerek, değil mi?
Aptallığın ÖvgüsüDesiderius Erasmus · Koridor Yayıncılık · 202115,2bin okunma
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:53
Çağdaş İran Edebiyatının duru sesi deniliyor #FeribaVefi için. #UçupGidenBirKuş kitabını okurken hissettiğim şey, sanki bir evin içinde sıradan bir kadının, ev işlerine ve iki çocuğun bakımına yetişmeye çalışırken, üstelik kimse tarafından görülmeyen ve anlaşılmayan bir kadının, sıkışıp kaldığı hayatı onunla paylaştığım. Bu kadın isimsiz bir anlatıcı. Geçmişinden omzunda kalan yük ile, günümüzde sahip olduğu sorumluluklar ile ve gelecekteki belirsizliğiyle Tahran’dan bir kadın olsa da her ülkede, her toplumda niceleri var bu kadınların. Kitaptaki "kuş" metaforu, özgürlüğü arayan ama nereye uçacağını bilemeyen, kanatları ev içi sorumluluklarla bağlanmış kadının ta kendisi. Anlatıcı, herkesten ve her şeyden korkarak büyümüş. “Ben hep korktum; karanlıktan, bodrum katlardan, gölgelerden, Kadir amcadan, hatta annemden ve Mahbup teyzemden. Giderek kendimden bile saklanır oldum ve bir gün, kendime kim olduğumu sormak zorunda kaldım. Ben kaybolma duygusuyla büyüdüm; derin bir şaşkınlık hissiyle, bulunma umudumu bile yitirerek." Kalabalık sokaklar, komşuların bitmeyen gürültüsü, büyük idealleri olan sürekli ülkeyi terk etme planları yapan bir koca, iki küçük çocuk ve geçmişindeki uğultular.. Kitap, kimsenin kulak verme zahmetine katlanmadığı bir kadının kendi sesini bulma çabasını ele alıyor. Annesine göre babası katlanılmaz bir adamdı, hastalanınca bodrum kata yerleşti, bir çocuk gibi inlerken annesi bakmaya tenezzül etmedi kendisi ise korkup yorganın altına gizlendi ve o gece babası öldü, yetim gibi bir başına. Annesi sürekli sızlanan ve memnuniyetsiz bir kadın. En küçük kızına düşkün. Üç kardeşten büyüğü olan Şehla, çocukluğunda bile bir yetişkin gibi. Hiç evlenmiyor ve annesi ile yaşıyor. En küçükleri Mehin ise bir delifişek. Kendi çocuğu olmadığından bazen hayatında bir
Uçup Giden Bir KuşFeriba Vefi · Sel Yayıncılık · 2026226 okunma
Reklam
10/10
·360 syf.··
2026 20. kitabı
Orhan Kemal'in 1952'de yazdığı, Türk edebiyatının en güçlü karakterlerinden biri olan Murtaza kitabını çok beğenerek okudum. Selanik göçmeni, dürüst, vazifeşinas bekçi Murtaza, amirlerine ve kurallara karşı koşulsuz bir itaat içinde, onu yalnızlaştırsalar da kendi doğrularıyla yaşayan bir adamdır. "Karısıyla çocuklarında hep, böyle birinin karısı ve çocukları olmaktan gelen bir şey arar, ama bulamaz." Vazifesinin aslanı, kurs görmüş, amirlerinden sıkı terbiye almış, damarlarında Balkan şehiti dayısı Kolağası Hasan Bey'in kanını taşıyan Murtaza'nın hikayesini yer yer gülerek okuyacaksınız çünkü hem karakter çok ilginç, hem de çok tatlı bir Balkan şivesiyle konuşuyor. "Vazife bir sırasında görmeyecek gözün evladını bile, demeyeceksin evladım, ciğerparem!" Kitapta bir bölümde fabrika genel müdürü Murtaza'yı Don Kişot'a benzettiğinde fen müdürü şunu diyor: "Don Kişot yeryüzünde tek değildi malumualiniz. Ve Don Kişot'ların kökleri hiçbir devirde kurumadı." Gerçekten Murtaza da hayal ile gerçeği birbirine karıştıran Don Kişot gibi kendi dünyasının doğruluk ve disiplin şövalyesi. Don Kişot'u çok seven ben, belki biraz da bu yüzden bu kitabı da çok sevdim. Özetle mutlaka okunmalı der, keyifli okumalar dilerim
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,579 okunma
Louis Lambert'in Acıları
Puan vermedi·118 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:05
Louis Lambert'de 118 sayfa boyunca okuduğum şey bir roman mıydı, bir felsefe metni miydi, yoksa bir zihnin yavaş yavaş kendi ağırlığı altında çöküşü müydü, hâlâ emin değilim. Honore de Balzac Louis Lambert'i İş Bankası Kültür Yayınları çevirisinden okudum ve çeviriyi oldukça başarılı buldum. Fakat şunu söylemeliyim ki bu kitap kolay okunmuyor. :) Honore de Balzac burada okuru hikâyeden çok düşüncenin içine davet ediyor. Öyle ki bazı sayfalarda insanın zihnini gerçekten yakıyor. "Dahilik ile delilik arasında ince bir çizgi vardır." Eğer bu cümle bir roman kahramanı için söylenecek olsaydı, sanırım en çok Louis Lambert'e yakışırdı. Lambert; huzursuz, sorgulayıcı, olağanüstü zeki önsezileri kuvvetli bir karakter. Dünyaya sığmıyor. Belki de trajedisi tam olarak burada başlıyor. Çünkü Honore de Balzac yalnızca bir insanın hikâyesini anlatmıyor; dehanın toplum içerinde neden barınamadığını da sorguluyor. Para her şeyin önüne geçmişken düşüncenin bile yoksulluk karşısında çaresiz kalışını gösteriyor. Kitabı okurken zaman zaman Franz Kafka'yı düşündüm. #306275115 Lambert'in dünyaya yabancılığı ve çıkışsızlığı bana Kafka'nın kahramanlarını hatırlattı. Onun toplum tarafından anlaşılamayışı ise Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ını çağrıştırdı. İnsan ruhunun derinliklerine inişiyle de yer yer Fyodor Dostoyevski'yi anımsattı. #306113644 :) Özellikle dayısına ve sevgilisine yazdığı mektuplar beni çok etkiledi. Bu bölümde yine Kafka'nın mektuplarındaki kırılganlığı hissettim. #306369765 Lambert'in hastalığından sonra sevgilisinin onu ölümüne kadar terk etmeyişi ise romanın en hüzünlü ve insani yanlarından biriydi. Belki de Louis Lambert'in gerçek acısı, dünyaya fazla gelmiş bir zihnin yalnızlığıydı. Ağır, zorlayıcı ve yer yer yorucu bir eserdi. Ama yine de iyi
Louis LambertHonore de Balzac · İş Bankası Kültür Yayınları · 2025555 okunma
William Shakespeare ‘Hamlet
Puan vermedi
William Shakespeare ‘Hamlet Hamlet Shakespeare nein 1600-1601 yıllarında yazmış olduğun bir trajedidir. Eser, Danimarka Prensi Hamlet’inn, babasının ölümünün ardındaki gerçeği babasının hayaleti ile konuşarak öğrenmesi sonucu Claudius’tan (amcası)intikam alma çabasını konu alır,esere sıradan bir intikam hikâyesi olarak bakmamak gerekir; konuşamalar ve ikili diyaloglar arasında vucut bulun insanın varoluşunu,ölümü, iktidarı ele geçirme hırsın ve özgürlüğü sorgulayan derin bir felsefik bir yapısı vardır Danimarka kralı Hamit’in babasıdır, ve sürpriz bir şekilde ölür, Danimarka kralı ölür ve Hamit’in amcası Hamlet‘in annesiyle evlenerek Danimarka tahtına oturur bir gün kralını hayreti hamle’i görünür ve cinayetin ardındaki sis perdesini aralar kendisini kardeşi clu. …. Gelin öldürdüğünü söyler, bunun üzerine Hamit’in içini müthiş bir intikam duygusu kaplar, olayı araştırır sorgular bunu yaparken müthiş bir iç sorgulamadan geçer, Hamlet deli rolüne bürünür , aslında her şeyin olan bitenin farkındadır ,eserde ağırlıklı üzerinde durulan birkaç ana tema vardır 1- intikam ; Hamlet’in temel amacı babasının intikamını almaktı, bunu yaparken Hamnet sürekli olarak düşünür iklimlerde kalır psikolojik gerilimlerin içine düşer, ve bu süreç Hamleti ciddi anlamda görür Shakespeare’in burada vermek istediği, intikam duygusunun insanı nasıl yorduğudur 2- ölüm eser baştan sona kadar ölümlerle doludur, kralın önü, ophelia nın ölümü, cl sonucunda ki ölüm yaş Shakespeare’in vermek istediği mesaj önüm karşısında herkes eşittir 3-Varoluş ve Anlam Arayışı Hamlet’in ünlü “Olmak ya da olmamak” konuşması yaşamın anlamını sorgular. İnsan neden yaşar, neden acı çeker, ölüm bir kurtuluş mudur gibi sorular eserin ana temasıdır 4-Görünüş ve Gerçeklik Saraydaki herkes bir maske taşır: -Claudius
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2026 20. kitabı
Sarah Jio’nun Yaşanmamış Hayatlar kitabı bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Hayatımızda gerçekleşmeyen olaylara, kaçırdığımız fırsatlara ya da yarım kalan hikâyelere çoğu zaman hep aynı yerden bakıyoruz: “Keşke olsaydı.” Üstelik bu ihtimalleri düşünürken genellikle sadece güzel taraflarını görüyoruz. Bu kitap ise bana şu soruyu sordurdu: Ya olsaydı ve düşündüğüm kadar güzel olmasaydı? Ya gerçekleşmesini istediğim şey beni daha büyük bir hayal kırıklığına sürükleseydi? Ya üzüldüğüm o ihtimal aslında yaşansaydı daha çok üzülmeme sebep olsaydı? Kitap boyunca fark ettiğim şey, yaşanmamış hayatları gözümüzde kusursuzlaştırdığımızdı. Oysa her seçimin, her yolun ve her ihtimalin kendine ait zorlukları var. Belki de bugün üzülerek düşündüğümüz bazı şeylerin gerçekleşmemesi bizim için daha hayırlıydı. Bence kitabın en güçlü yanı da buydu. Okurken sadece karakterin hayatını değil, kendi hayatımdaki “keşke”leri de sorguladım. Sonunda ise şu düşünce kaldı aklımda: Hayat, olmayacak olana üzülmek için çok kısa. Çünkü hiçbir zaman yaşamadığımız bir ihtimalin bize mutluluk mu yoksa daha büyük bir üzüntü mü getireceğini bilemeyiz. Duygusal, akıcı ve düşündürücü bir kitaptı. Özellikle geçmiş seçimlerini sık sık sorgulayan ve “Acaba öyle yapsaydım ne olurdu?” diye düşünen herkese tavsiye ederim.
1000Kitap
Yaşanmamış HayatlarSarah Jio · Epsilon Yayınevi · 2025886 okunma
Reklam
Reklam