Geceyarısı Kütüphanesi ve Zamanı Durdurmanın Yolları
Puan vermedi
Kitaptan Kalanlar: Geceyarısı Kütüphanesi ve Zamanı Durdurmanın Yolları Kitapları elliden fazla dile çevrilen Haig'e dikkat eksikliği, hiperaktivite teşhisleri konulmuş olması ve genç yaşlarında ağır depresyon yaşaması eserlerini farklı bir gözle okumama neden oldu. Geceyarısı Kütüphanesi Romanın başkahramanı Nora, yaşamının zorlukları, seçimleri ve başarısızlıkları nedeniyle derin bir depresyona sürüklenir. Tam her şeyden vazgeçmeye karar verdiğinde kendisini gizemli bir kütüphanede bulur. Bu kütüphanedeki binlerce kitap, hayatında verebileceği farklı kararları ve yaşayabileceği farklı hayatları temsil etmektedir. Daha fazla detay vermek istemiyorum ama kitabı bitirdikten sonra kendime şu soruyu sordum: "Benim çok fazla keşkem var mı?" Elbette var. Hepimizin vardır. Sahip olduğumuz hayatı cesaretle yaşamak, sonuçlarına sahip çıkmak ve keşkelere yer vermemek bizim tercihimizdir. Ama kimi zaman keşkelerin sonucu arzu ettiğimiz gibi olmayabilir. Zamanı Durdurmanın Yolları Hepimiz sağlıklı ve uzun bir ömür dileriz. Peki ya bunun bedeli olsaydı? Çocuğunuzdan, eşinizden ve dostlarınızdan çok daha uzun yaşayacak olsaydınız... Sevdiğiniz insanların birer birer hayat yolculuklarının sonuna tanıklık etseydiniz... Aynı duyguları, kayıpları ve ayrılıkları tekrar tekrar yaşamak zorunda kalsaydınız... Dünyanın bütün yenilikleri sizin için artık sıradanlaşsaydı... Bir yerde uzun yıllar kalamasaydınız, çünkü çevrenizdeki herkes yaşlanırken siz hep aynı kalsaydınız... Romanın kahramanı yüzyıllardır hayatta olan Tom, tüm sıra dışılığına rağmen yalnızca sıradan bir insan gibi yaşayabilmeyi arzulamaktadır. Matt Haig'in dünyası oldukça farklı, renkli ve alışılmış yaşam kalıplarının ötesindedir. Belki de Haig'in yarattığı bu sıra dışı evrenler, kendi iç dünyasındaki fırtınaları
Edebiyat
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,3bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 11. kitabı
Yalnız Değilsiniz ben küçükken Babacığımın bana izlettiği bir filmdi Mesut Uçaktan Hoca "nın yönettiği... Ki yıllar sonra Mesut Uçakan ile tanışmak şansım da oldu Serpil karakterini daha o küçük yaşlarımdan itibaren kendim ile özdeşleşmiştim Çünkü ben de Serpil 'e benziyordum Hayatla ve Babacığımın dışında ki yakınlarımla hayata ve hayatıma dair hep bir mücadelem vardı Belkide hayata taa o zamanlarda beri farklı bir perspektiften bakıyordum ve bu çevreme pek iyi gelmiyordu Ama Serpili izlediğim zaman o yapabildi ise ben de yapabilirim... dedim Ve bunun için hep çabaladım Hayatımdaki herşey ama herşey için bir savaş verdim ben Bugün baktığımda kazandım... diyebiliyor muyum ? işte orası muallakta kalmaya mahkum bir muamma
Yalnız DeğilsinizÜstün İnanç · Mihrabat Yayınları · 2016146 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:43
Ben cinleri de, insanları da ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. ❞ {Zariyat, 56} Seyyid Kutub'un okuduğum her kitabı birbirinden değerli, tavizsiz bir üsluba sahip. Nehir gibi içine çekiyor okudukça okuyası geliyor insanın. Seyyid Kutub, sadece Batı'yı ya da moderniteyi eleştirmez; aynı zamanda Müslüman toplumların içine düştüğü "taklitçilik" ve "kültürel Müslümanlık" eğilimini de eleştirir. İslam Bilinci kitabında da sürekli hakikatin temel ve vazgeçilmez yönünün insanların bir gaye için yaratıldıklarını bilmek ve bu gayeyi gerçekleştirmek olduğuna değinir. Seyyid Kutub, hayatın gayesi için; İnsanın biricik görevi Allah'a itaat ve ibadettir, eğer bir insan bu hakikati biliyorsa dünyada ne için yaşadığını da hissedebilir der, Allah'ın gönderdiği şeriatı hayatın egemen düzeni kılmak bir başka gereğidir diye savunur. Çünkü kâinatın kanunları arasında uyumun bağlanması, ilahi hayat sisteminin kâinata egemen kılınmasına bağlıdır. "Seyyid Kutub, aslında her birimize şu soruyu soruyor : Kültürel bir taklidin gölgesinde mi yaşayacağız, yoksa kâinatın o muazzam ilahi uyumuna kendi yaratılış gayemizle mi eşlik edeceğiz?"
Din
İslam BilinciSeyyid Kutub · Ehil Yayınları · 201867 okunma
Fiyasko
1/10
·64 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:27
Serinin en beğenmediğim kitabı bu oldu. Romantik komedi olması gerekirken dram önüne geçmiş. Her sayfa kızın babannesine üzülmesinden bahsediyor. 65 sayfalık kitapta ana çiftimizin karşılaşması 50 sayfa sonra. Aşk hikayesi değil. Kitap ana karakter kız ve ölmek üzere olan babaannesi hakkında. Böyle olacağını bilseydim okumazdım çünkü romantik komedi diyerek okumaya başladım. Yazar acaba bunu yazarken ne düşünüyordu? Olmamış gerçekten. Ki üzüntü, dram kısmı da bana çok çiğ geldi. Duyguları geçirememiş yazar. Kitaptaki aşk kırıntısına dönecek olursak da hiç tanımadığı bir insana notlar bırakıp ona aşık olma fikrini de hiç sevmedim sonuçta karşıdakinin kim çıkacağını asla bilemezsin. Üç beş satır konuştuğunun insana aşık olup(ki adını dahi bilmiyor) sonra ayarlarca göremediğin insanı aylar sonra gördüğünde aşkını itiraf edip mutlu sona gitmek saçmalıktan başka bir şey değil. Ve şehirde arabası beyaz honda olup hemşire olan bir sürü kadın olabilir. Mantıksal olarak beğenmedim. Hikaye akışı olarak beğenmedim. Karakterleri sevmedim. Bu seride bu kadar güzel kitap varken tam bir fiyasko olmuş gerçekten. Bana kalırsa serinin en iyileri Kuralın İstisnası ve Rosie ve Rüyaların Romeo’su Not: Kitabın teşekkür kısmında yazar, diğer yazarlarla aynı övgüleri paylaştığıma inanamıyorum yazmış. Aynı övgüyü alamazsın canım. Senin kitabın onlarınınkinin yanına bile yanaşamaz.
Dünyanın En Kötü EkürisiAbby Jimenez · Olimpos Yayınları · 2024610 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 95. kitabı
Todd McElroy - Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi Yapmak Bu kitabı elime aldığımda tembelliği eleştiren ya da daha verimli olmamı öğütleyen klasik bir kişisel gelişim kitabı okuyacağımı düşünmüştüm. Ama tam tersine, bana yıllardır sorgulamadan kabul ettiğim bazı yargıları yeniden düşündürdü. Günümüzde sürekli üretmek, sürekli meşgul olmak ve her an bir şeylerle ilgilenmek neredeyse bir zorunluluk gibi görülüyor. Bu kitap ise bir an durup şu soruyu sorduruyor: "Gerçekten dinlenmeye izin veriyor muyuz kendimize?" En sevdiğim tarafı, tembelliği sadece olumsuz bir özellik olarak ele almaması oldu. Çünkü kitap boyunca aslında "hiçbir şey yapmamak" ile "kendine zaman ayırmak" arasındaki farkı düşünmeye başladım. Bazen durmanın, yavaşlamanın ve boş kalmanın da hayatın önemli bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Özellikle modern hayatın bitmeyen koşuşturması içinde, verimlilik baskısının insanı nasıl yorduğuna dair yaptığı tespitler bana oldukça gerçek geldi. Sürekli daha fazlasını yapmaya çalışırken bazen yaşamanın kendisini kaçırdığımızı fark ettim. Kitabın dili de oldukça sade ve sohbet havasında ilerliyor. Okurken kendimi bir öğüt dinliyormuş gibi değil, farklı bir bakış açısıyla tanışıyormuş gibi hissettim. Bu da kitabı benim için daha samimi hâle getirdi. En çok aklımda kalan şey ise şu oldu: Belki de bazen hiçbir şey yapmıyor gibi görünürken aslında zihnimiz, ruhumuz ve bedenimiz en önemli işi yapıyordur; dinlenmeyi... Kitap, tembellik kavramına farklı bir pencereden bakmamı sağlayan, üretkenlik takıntısının içinde kaybolduğumuz bir dünyada yavaşlamanın değerini hatırlatan bir kitaptı. . . .
Hiçbir Şey Yapmadan Her Şeyi YapmakTodd McElroy · İdeal Kültür Yayıncılık · 20259 okunma
Puan vermedi·592 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 22:34
İnsan sağlıklıyken kiliseyi,ayini düşünmez. Ama ölüm yaklaşınca hepimiz Tanrı'ya ve kiliseye sığınırız. O zaman günah çıkarır,rahip çağırırız. Bu, bilinmeyene duyulan korkudur;hayat boyu yaptığımız kötülüklere karşı bir pişmanlık anıdır." (S.566) Antropoloji alanında tüm zamanların en değerli katkısını sunduğuna inanlılan kitap, 588 sayfa ve bit kadar puntolarla uzun bir aradan sonra yeniden basılınca okumamak olmazdı. Anthony Quinn'in başrolünde olduğu 1978 yapımı filmi, Fidel Castro'nun "50bin siyasi broşürden daha değerli" söylemi ile kitabın gerçek bir başyapıt olduğunun kabulü kaçınılmaz. Peki ama neden? 1956 yılında Mexico City'e göç eden köylüler üzerine geleneksel bir antropolojik çalışma yapılmak istenmiş. Oscar Lewis, bu insanların arasında az da olsa birkaç kişinin gözlem gücünün yüksek ve sözel becerilerinin iyi olduğunu fark ediyor. Roman ve antropolojik raporun arasında bir formatta bir eser yazmak isteyince önce Five Families isimli (ses kayıtları, ev içi gözlemleri birleştiren 5 farklı ailenin 1 gününü anlatan eser) bir kitap yayımlanıyor. Amaç; hiç yorum katmadan, seslerle doğrudan bir gerçekliği anlatmaktır ve bu tarzın adını da "Etnografik Gerçekçilik" koyuyor. Bence bu çok ilginç bir isim, "Büyülü Gerçekçilik"in karşı ayağı gibi :)) Sanchez'in Çocukları, bu 5 ailelilik kitabın içindeki ailelerden biri. Oscar Lewis, Sanchezleri oradan alıp biraz daha genişleterek bu eseri ortaya çıkarmış. Çünkü kişisel hayatlara odaklanarak arka plandaki yoksulluğun gözden kaçmasını istemiyor. Bunu yaparken ses kayıtlarını kullanıyor ve sürekli sahada yer alıyor. Ancak kitabı yazarken ses kayıtlarını kullanması kitabın Lewis'e mi yoksa ailenin kendisine mi ait olduğu tartışmasını da getiriyor. Sanki kitap ses kayıtlarından ibaretmiş de yazar kendine göre bunlara
Sanchez'in ÇocuklarıOscar Lewis · Beyaz Baykuş · 20264 okunma