Unutmanın İçinde Kaybolmak
Puan vermedi·144 syf.·
2026 82. kitabı
Bu kitaba sabah Melda ablanın incelemesini okuduktan sonra etkilenip okumaya başladım. O yazı gerçekten merak uyandırdı bende. İncelemede geçen Alzheimer hastalığı kısmı ise beni belki de en çok etkileyen yer oldu. Çünkü anneannemi hatırladım, onun yaşadığı şeyler geldi aklıma. Anneannem bu hastalıktan vefat etti. O yüzden kitabı okurken bazı yerler sadece bir kurgu gibi değil, çok daha tanıdık ve ağır bir his gibi durdu içimde. Kitapla tanışmam bu şekilde oldu ve açıkçası başlarken neyle karşılaşacağımı tam bilmiyordum. Ama ilerledikçe bunun sadece bir suç hikâyesi olmadığını, daha çok zihnin yavaş yavaş çözülüşünü anlatan bir anlatı olduğunu fark ettim. Hikâyenin merkezinde Byung-su Gim var. Geçmişinde seri cinayetler işlemiş bir adam. Ama ilginç olan şu: geçmişte yaptığı cinayetleri hatırlıyor, o anlar zihninde hâlâ net duruyor. Fakat şimdi, yani hastalığı ilerledikten sonra işlediği olayları hatırlamıyor. Bu tam anlamıyla bir kırılma noktası gibi. Çünkü insanın kendi geçmişine bu kadar net, şimdiye ise bu kadar bulanık bakması çok sarsıcı bir şey. Byung-su Gim artık Alzheimer hastalığıyla birlikte kendi zihnine güvenemeyen biri. Hafızası parçalandıkça gerçek ile hayal birbirine karışıyor. Bir şey yaşandı mı yaşanmadı mı, kendisi mi yaptı yoksa sadece düşündü mü, bunu ayırt edemiyor. Ve bu durum onu sürekli bir belirsizliğin içinde bırakıyor. Onun hayatında en önemli bağ ise kızı Inhi . Inhi, onun için hem bir sevgi hem de tutunma noktası gibi. Ama hastalık ilerledikçe bu bağ bile netliğini kaybediyor. Bazen kızını çok açık hatırlıyor, bazen ise zihni onu bile bulanıklaştırıyor. Bu yüzden Inhi, onun için sadece bir aile bağı değil; aynı zamanda gerçekliğe tutunma çabası gibi duruyor. Kitabın en güçlü taraflarından biri de burada başlıyor. Kasabada yeni
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,2bin okunma
Puan vermedi
Romanın merkezinde Gustav var:aklını bir çantada taşıyan,kapağı kapandığında içine hapsolan bir adam.Bu metafor,hem deliliği hem de içsel sıkışmayı simgeliyor.Gustav’ın yolculuğunda bir kadın,yaşlı bir adam, yardımsever bir kadın,iblis, rahibe ve hatta “Portekiz Mektupları”nın iskeleti gibi figürler yer alıyor. Yazar Gorlassar Lugardis mahlasıyla yayımlanan Bir Kağıt Daha romanı,Gustav adlı karakterin aklını bir çantada taşıdığı sıra dışı hikâyesiyle dikkat çekiyor.Kitap,aşk, delilik ve benlik üzerine yoğun metaforlarla örülmüş;okurlardan hem övgü hem de sert eleştiriler almış durumda. Kitapda öne çıkan alıntılar, *”Gustav,aklını bir çantada taşıyor ve kapağı kapandığında bu çantanın içine hapsoluyordu.” *”Bir kadının gözyaşları sizin taşıyamayacağınız kadar ağırdır.” *”Biliyorum,bazen derin bir acı,insana ölmemesini söyler.Çünkü ölse de o acıdan kurtulamayacak gibidir.” “Bir çanta var,ağır ve sessiz, içinde aklın,içinde sırların giz. Kapağı kapandığında dünya susar, senin kırılganlığın,bir gölge gibi taşar. Bir kadın gözyaşıyla yolunu ıslatır, yaşlı bir adam sana sabrı hatırlatır. İblis fısıldar: ‘Kaçamazsın kendinden,’ ama sen bilirsin,merhamet en büyük zırhındır. Her kağıt,bir yara izi, her satır,bir yeniden doğuş müjdesi. İnsanın,benim ve senin yolculuğun da böyledir: çanta ağırdır,ama içindeki ışık karanlığı delip geçer.”
Bir Kağıt DahaGorlassar Lugardis · Yakın Plan Yayınları · 201140 okunma
Reklam
10/10
·570 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Merhaba kitap dostlarım. Bir serinin daha sonuna geldim ve son sayfayı çevirdiğim anda içimde hem tarifsiz bir mutluluk hem de tatlı bir hüzün kaldı.Çünkü bazı hikâyeler vardır;okunup rafa kaldırılmaz kalbinizde kendine özel bir yer edinir. Bu seri boyunca karakterlerin sevinçlerine ortak olduk,acılarıyla üzüldük,verdikleri kararlarla bazen kızdık bazen de onları anlamaya çalıştık.Özellikle Ozan ve Bahar'ın sonunda hak ettikleri mutluluğa kavuşmaları beni en çok mutlu eden detaylardan biri oldu. Geçtikleri onca zorluğun ardından yüzlerinin gülmesi,okur olarak bana da huzur verdi. Ozan;sevgisi,sabrı ve fedakârlığıyla yine gönlümde ayrı bir yer edinirken;Nazike(Bahar)ise beni en çok düşündüren karakterlerden biri oldu.Her zaman doğru kararlar vermese de yaşadıklarıyla onu anlamaya çalıştım.Kusurlarıyla gerçek, hatalarıyla insaniydi. Levent ve Lale ise bu hikâyenin benim için en güzel sürprizlerinden biriydi.Aralarındaki uyum, karakter gelişimleri ve birbirlerini bulma şekilleri çok etkileyiciydi.Özellikle Lale'nin geçirdiği değişimi okumak büyük keyif verdi. Ayrıca Selma'nın zarafeti,Meral'in hikâyesi ve diğer karakterlerin yaşadıkları da kitabın duygusal yönünü daha da güçlendirdi. Final kitabında yarım kalan hesaplar kapanırken eksik parçalar da yerini buldu. Geçmişle yüzleşmeler,tamamlanan hikâyeler ve yeni başlangıçlar o kadar güzel işlenmişti ki kitabı elimden bırakmak istemedim.Her bölümde hem meraklandım hem de bu dünyadan ayrılacağım için biraz daha yavaş okumak istedim. Yazarın kalemini en çok sevdiğim nokta ise karakterlerini kusursuz göstermemesi.Her biri hatalarıyla,kırgınlıklarıyla ve mücadeleleriyle gerçek hissettiriyor.Bu yüzden okurken yalnızca bir hikâye okumuyor,onların hayatlarına ortak oluyorsunuz. Seri sona erdi ama geride unutulmayacak
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 20268 okunma
Uçurtmayı Vurmasınlar
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Bazı kitaplar vardır; bittiğinde sadece kapağını kapatmazsınız, içinizde bir yerlerde bir kapı aralanır ve oradan sızan ışık uzun süre sönmez. Feride Çiçekoğlu’nun kaleme aldığı Uçurtmayı Vurmasınlar, benim için tam olarak böyle bir deneyim oldu. Kitabı içim yana yana, gözyaşlarımı tutamayarak ama bir yandan da o sevginin saflığına hayran kalarak bitirdim. İtiraf etmeliyim ki, uzun zamandır hiçbir kitap beni bu kadar derinden sarsmamış, kalbimi bu denli acıtmamıştı. Hikâye, dört duvar arasına sıkışmış bir çocukluğun, dünyayı sadece gökyüzü ve oradan geçen uçurtmalar kadar görebilen küçük Barış’ın hikâyesi. Ama aslında Barış’ın gözünden, insanın en karanlık yerde bile sevgiyi ve umudu nasıl yeşertebileceğinin bir kanıtı. Barış ile siyasi mahkûm İnci arasındaki o muazzam bağ, soğuk beton duvarları, demir kapıları aşan bir sevgi köprüsü kuruyor. Kitap boyunca beni en çok ağlatan ve sarsan, Barış’ın o çocuk saflığıyla sorduğu sorular ve dünyayı anlamlandırma çabası oldu. Büyüklerin dünyasındaki o anlamsız yasaklar, bir çocuğun dünyasında nasıl da can yakıcı bir şaşkınlığa dönüşüyor, her satırda bunu hissettim. Kalbimize Dokunan, Gözyaşlarımızı Tutamadığımız O Alıntılar Kitabın bendeki izini derinleştiren, okurken boğazımın düğümlenmesine sebep olan birkaç özel bölümü ve alıntıyı buraya iliştirmek istiyorum: Ben işkence görmedim İnci. Ama galiba senin özlemin de bir çeşit işkence. İşkence acı veriyor, özlemek de." (Sayfa 42) İnci’nin gidişinin ardından Barış’ın hissettiği o devasa boşluk, yalnızlık hissi ancak bu kadar yalın ama bu kadar ağır anlatılabilirdi. Özlemenin, bir çocuğun minik omuzlarına bindirdiği o yükü okurken ağlamamak elde değil. Barış’ın gökyüzüne bakıp özgürlüğü kuşlar üzerinden anlamaya çalışması, aslında özgürlüğün ne kadar doğal ve kısıtlanamaz bir
İnsan ve Hayat
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,2bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:56
Sevdiğiniz herkesin yaşlanıp ölüşünü izlemek zorunda olduğunuzu düşünün ve  dikkat çekmemek için her sekiz yılda bir kimlik ve şehir değiştirmek zorundasınız bir de asla ama asla aşık olmamanız gerekiyor. Çünkü aşk, bir faniye bağlanmak ve kaçınılmaz olarak yeniden o devasa kayıp acısıyla yüzleşmek demek. Yüzlerce yıl yaşamak mı? Sanırım istemezdim ben de. Kitap  fantastik bir metafor üzerinden tamamen insan olma sancısını ve yaşama tutunma çabasını anlatıyo esasında, yüzlerce yıl yaşasan da. Matt Haig bize Tom aracılığıyla çok güzel bi şey fısıldıyor, Zamanı durdurmanın yolu, zamanda asılı kalmak ya da ölümsüz olmak değil. Zamanı durdurmanın tek yolu, anı gerçekten yaşamak ve ne pahasına olursa olsun sevebilme cesaretini göstermek. Çünkü acı çekmek, hayatta olmanın ve hissetmenin bir kanıtı. Kitabın dili su gibi akıcı.Tarihsel figürlerin hikayeye dahil oluşu hiç sırıtmıyor, aksine Tom'un melankolisini çok güzel beslemis. Eğer bu aralar hayatın koşturmacası içinde kendinizi kaybolmuş hissediyosanız, Tom'un 400 yıllık bilge ama yorgun sesine kulak verin. İçsel, sakin ve hüzünlü ama sonunda umut vaat eden bir yolculuk.
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,1bin okunma
Okulda Yaptığınız Haylazlıkların Sonu
8/10
·144 syf.··
2026 7. kitabı
Asiye 1, aslında komik bir kitap. Halenur Çalışan Gürbüz'ü Bilge Çocuk'ta yayınlanmış Dayım ve Ben adlı köşesinde görmüştüm. Kitabı okudum ve bitirdim. Komik bir kitap. Olaylar Asiye'nin içindeki rahmetli babaannesi Deli Asiye'nin onu yönlendirmesiyle olaylar başlıyor. Bir de arkadaşları Neşe ve Sevilay'da ona destek verince maceralar kontrolden çıkıyor. Açıkçası Asiye olayların sonrasını düşünemiyor. Hedefine ulaşmak için haylazlık yapıp ulaşıyor ancak bir süre sonra amacı onun için kötü oluyor çünkü pek empati kurmuyor. Hatta "Ben, Deli Asiye'nin yönlendirmesiyle bunları yaptım." diyor ama olmuyor. Eğer sizde okulu sevmiyorsanız ya da okulda haylazlık yapınca ne olacağını merak ediyorsanız Asiye 1'i okuyabilirsiniz. (Not: Lütfen bu kitaptaki davranışları yapmayın yoksa kötü sonuçlar doğurabilir. Benden söylemesi.)
Kovun Beni Bu Okuldan!Halenur Çalışan · Taze Kitap · 2018405 okunma
Reklam
Reklam