Kül dediğin, yanmanın sonu değil aslında. Ateşten geçmişsin, şekil değiştirmişsin. Hâlâ "acı çekiyor" diyebilmen, senin hâlâ hissedebildiğini, yani canlı olduğunu gösteriyor. Kül olmak tükenmek değil, arıp durulmaktır. Artık alevin yakamaz seni çünkü sen çoktan ateşle imtihanını verdin. Şimdi o "acı" dediğin şey, aslında yeniden doğmaya hazırlanan bir tohumun kıpırtısı. Zümrüdüanka misali: Kül, bitiş değil başlangıçtır. Yandın ama yok olmadın. Acı çekiyorsan, küllerinden doğacak gücün farkındasın demektir. Yanmak seni bitirmedi, dönüştürdü. Külün bile acı çekiyorsa, içinde hâlâ kor var. O kor da yeni bir sen demek. Yepyeni bir aşk demek.. ___ /Güven Taşdemir
Edebiyat
Hayyam.
Düşünme, Dal uykuya; çünkü düşünce, ayın yüzüne perdedir, perde... Gönül aya benzer, gönülde yer verme düşünce ye; düşünüp taşınmayı at suya-gitsin.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Aşk sizi çağırdığı zaman, onu izleyin, Yolları zorlu ve dik olsa da. Kanatları sizi sardığı zaman, ona teslim olun Tüyleri arasına gizlenmiş kılıç sizi yaralayacak olsa da. Aşk,sizinle konuştuğu zaman ona inanın.Bahçeyi tarumar eden kuzey rüzgarı gibi darmadağın etse de düşlerinizi,sesiyle.. Çünkü aşk,hem taç olur başınıza hem çarmıha gerer sizi.Hem besler büyütür hem de budar sizi. Yücelerinize tırmanıp okşar sever güneşte titreyen en körpe dallarınızı, İnip sonra aşağı, sarsar toprağa tutunmuş köklerinizi mısır demetleri gibi derer aşk sizi. Harman yerinde dövüp çırılçıplak bırakır. Kabuklarınızı elemek için kalburdan geçirir. Apak edinceye kadar öğütür sizi. Yumuşayana kadar yoğurur Ve sonra sizi atar kutsal ateşine, Tanrı’nın kutsal şölenine kutsal ekmek olasınız diye. Aşk bütün bunları, yüreğinizin sırlarına ermeniz ve bu bilgiyle Hayat’ın yüreğinin bir parçası olabilmeniz için yapacaktır. Fakat eğer korkularınız içinde, sadece aşkın huzurunu ve hazzını aramaksa muradınız, O zaman çıplaklığınızı örtüp aşkın döven yerinden çıkın daha iyi, Girin güleceğiniz ama doyasıya gülemeyeceğiniz, ağlayacağınız ama bütün gözyaşlarınızı dökemeyeceğiniz o mevsimsiz dünyaya. Kendinden başka bir şey vermez aşk ve kendinden başkasından almaz. Ne sahip olur aşk ne de kendine sahip olunsun ister. Çünkü aşka aşk yeter. Sevdiğiniz zaman “Tanrı yüreğimde” değil, “Ben Tanrı’nın yüreğindeyim” demelisiniz. Ve aşka rota çizebileceğinizi sanmayın. Çünkü sizi layık bulursa eğer rotanızı aşk çizer. Aşkın kendini tamama erdirmekten başka bir tutkusu yoktur. Fakat âşıksanız ve tutkularınız olacaksa mutlaka, şunlar olsun tutkularınız: Erimek ve akan bir dere olmak ezgisini geceye söyleyen. Tanımak aşırı muhabbetin sızısını. Yaralanmak kendi aşk idrakinizle; Ve kan ağlamak isteyerek ve
1000Kitap
Aşkın Kadehi
Kadehi senin gözlerinle doldurdum bu gece, Şarap mı içtim, yoksa gülüşün mü aktı içime, bilemedim. Ay usulca omzuna konmuş bir sır gibiydi, Ben ise adını yıldızlara fısıldayan rüzgâr. Gel, zamanı bir kadehin dibinde unutalım. Ne dünün hüznü dokunsun bize, ne yarının korkusu. Dudakların değsin dudağıma, şarap bahane olsun; Aşk, en eski sarhoşluktur çünkü. Bir gün toprak örterse ayak izlerimizi, Güller anlatsın birbirimize nasıl baktığımızı. Varsın dünya bizi eksik anlasın; Sen yanımda ol yeter, cennet bir bakış kadar yakın. Bu gece ne kadehi sayalım ne de geçen saatleri; Yalnız kalplerimizin aynı ritimde çarpışını dinleyelim. Çünkü en güzel şarap, sevdiğinin gözlerinden içilendir; Ve en uzun ömür, bir tek öpücüğün içinde saklıdır.
İyi geceler
Benim olmak için yaratıldığını söyle, Ve hiçbir şeyin bizi ayıramayacağını, Çünkü sen bulmam gereken tek kişisin.
Ayla ve ölü saçları ve de ölü anneciği
Sahi annem küçük yumuşak bir fırçayla bebek şaçlarımı tarıyor muydu? Peki ya babam nefesi kahve kokarken öpmüş müydü yanağımdan usulca ve ürkek? Babam bana yeni doğmuş olmama rağmen Nutuk okur muydu? Ayla yine başlamıştı. Geçmişine yönelik sorular zihnini tırmıklıyor fakat nihayetsiz kalıyordu. Belki de annesi öldü diye saçları da ölmüstü. Cansız dökülen düz ince fakat yumuşacık saçları vardı. Kendini bildi bileli de kahve kokusunu çok severdi. Atatürke olan derin sevgi ve bağlılığını ise söylemeye bile gerek yoktu. Hiç bir şeyi net olarak bilememek insanı iyiden iyiye yoran bir belirsizlik. Ayla en has belirsizlik savaşçısıydı ama artık bilememek bulamamak canına tak etmişti. Sevgi en büyük muradı olsa da yıllardan beri sevip sevilmek pek nasibi olmamıştı. Çünkü o anlamamış olsa da yüreği en derinlerde yastaydı. Öyle bir yas tutmaktaydi ki yas semptomları neredeyse kişiliğine gömülüp benliğinin bir parçası haline gelmişti. Olsundu. Er ya da geç o DNA testini yaptırıp hakikatlerini huşu ile kucaklayacagi günler gelecekti. Buna ve yaradanina olan inancı tamdı.