İnsan bazen bir ömre yetecek kadar umudu tek bir cümlenin içine sığdırır.. Kaderimin bir yerine yazıldın sen, Şu an ki yaşadığımda kader, Yarın ki yaşayacağımda kader. Biliyorum ki kader niyete aşıktır, En çok da gayreti sever. Çekilen zahmetler bir gün rahmet olur. Gayretin sonucunda da yazılmış bir kader var, Ne yaşayacağını hiçbir zaman bilemez insan. Elinden geleni yaparsın ama bilmediğin ve hiç bir zaman bilemeyeceğin bir yazgıya da boyun eğersin. Tüm herşeyden sonra, olurda güzel yazdıysa bizi kader, her yeni güne şükür borcum olsun. Neden girdin şimdi kadere diyeceksin biliyorum. Bulaşık yıkamasam ben diye riv riv ederken, Bulaşıkları yıkamayacaksın makinaya dizeceksin diyordun ki! Cümlenin sonuna; Çünkü ben kucağımda Eylül’le olacağım diyiverdin. İçim kıpır kıpır oldu. Hiç beklemediğim bir anda, konuşmamızın orta yerine kocaman bir umudu koyuverdin. Küçük bir cümle kocaman hayallerle dolu. Eylül hanım sen olacaksan, Söz makinaya dizmeyeceğim elimde yıkayacağım dedim. Sözü de alıverdi ağzımdan. Sen fark etmeden, ben o saniyede yıllar sonrasını gördüm. Seni gördüm. Kucağında Eylül’ü gördüm. Bir evi gördüm.
Bi kaç gündür gelemedim buralara. Sebeplerini mühim değil aslında şöyle bi oturup düşününce. O ya da bu sebepten kırılıyor insan, İçerliyor, Sustukları ağırlaşıyor, Söylemek için kıvranıp sonra susunca birikiyor işte. Deniz sakinken izlemek dinginleşiştirir insanı,dalga boyları büyüdükçe kıymetini bilmeyene ürkütücü gelir dışardan izlemesi. Sakinken, usul usul kıyıya vurup ordan oraya savurmayıp ruhunu okşarken güzelde neden dalga boyları insanı aşıp içinde ne varsa kıyıya vurunca güzel gelmez ki insana.. Denize benzetirim kendimi.. Başka başka hallerim var bilirim ama bazen bir serçe bazen bir deniz bazen de huysuz aksi bir şey işte. Ama bugün deniz gibiyim. İçimdeki denizi anlatmak uzun uzun yazmak istiyorum bugün Eylül.. Uzaktan bakınca sakin gelir hep dedim ya. Maviliği, Huzuru, Dingingi. Ne zaman bi su birikintisi görsem içimi dinlendirmek ister oracıkta. Ama biraz yaklaşıp kendimi verdiğimde o suyun içinde görünmeyenleri görürüm. Tıpkı kendi içimde sakladıklarım gibi. Dışarıdan ne kadar sakin görünürse görünsün, derinlerinde anlatamadığı,döküp saçamadığı hikâyeler taşır gibi hissederim.Bana sorarsan kıyıya usulca vuran dalgalar gibidir derim sevgi. Sessizce gelir, yormadan dokunur insana. Bir çift gözde, bir gülüşte, bir sesin sıcaklığında kendine yer bulur. O anlarda deniz, insanın içine işleyen huzurun ta kendisidir benim için.. Ama bir gerçek var ki her deniz sonsuza kadar sakin kalmaz. Bir rüzgâr eser, gökyüzü kararır ve dalgalar yükselmeye başlar. İşte o zaman deniz özlemenin haline benzer. İçinde tuttuğun her şey kıyılara vurmaya başlar. Söyleyemediklerin, sarılamadıkların, beklediklerin. Hepsi köpük köpük yüzeye çıkar. Ne kadar güçlü görünmeye çalışırsan çalış, bazı fırtınalar insanın içinde kopar. Her şeye rağmen denizin en güzel yanı bu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Olmak, sözcüklerle tanımlanıp anlatılamaz. O, ancak yaşanılan ve içte hissedilen bir özellik, bir süreç, bir canlılıktır. Sahip Olmak ya da Olmak Erich Fromm Semanur Betül Demir Semanur Betül Demir İnsanoğlunun içerisindeki kötülük, kafanın tembelliğinden doğar. Vadim O Kadar Yeşildi ki Richard Llewellyn Eniz ☭Eniz ☭ Ne yaptın da aşık ettin beni kendine. Bilmem, sadece sevdim seni. Alıntı Martin Eden Jack London Cevat Dönmez Cevat Dönmez “ Aşk,aklın üzerindeydi…” Jack London Eşlerini öldüren tek canlı türü insandır. Adem'den Önce Jack London "Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."
1000Kitap
Ne zaman biraz yüzüm gülse, hayat sanki alacağını tahsil etmeye gelir. Hep böyle olmuştur benim hikâyemde. Mutluluk bana uzun süre misafir kalmaz. Tam içime sindiğini sandığım anda, hayat kapımı çalar ve bir şeyler eksiltir benden. Eylül dün yüzüm çok güldü. Uykusuzluktan bitkin düşmüştüm. Birkaç saatlik uykuyla ayaktaydım ama buna rağmen mutluydum. Akşamında, artık sana sarılmayacağım dedi, Onun gözyaşı dökmesini ben pek sevemedim, Mutluluktan ağlamış olsa bile gözyaşlarını silerim. İçim dayanmıyor çünkü gözünde yaş görmeye, Hele sabaha kadar ağladığını düşünmek buna hiç dayanamıyorum. Defalarca rica ettiğim halde ne olur, küs uyumayalım artık, küs uyanmayalım şu sabahlara diye, dediğini yaptı, sarılmadan yattı. Sabah gelip sarıldı, Elleriyle kahve yaptı, Beş on dakika da olsa baş başa oturduk. Belki çok kısa bir zamandı ama bana yetmişti. İçim de dışım da mutlulukla dolmuştu. Yüzümden okunuyordu. Kendimi spor salonuna attım. Keyifle spor yaptım. Spor salonun işletmecisi, abi çok keyiflisin izledim valla sıkı spor yaptın dedi. Güldüm, aynen keyifliyim dedim. Üstüne bir fincanda o kahve ikram etti beş on dakika güldük.
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
ÖLÜRÜM TÜRKİYE’M SELİMGÜRBÜZER Uzun yıllardır hem Bayburt Postası, hem En Politik adlı internet sitesinde yayınlanan yazıları 2023 yılı içerisinde Ölürüm Türkiye’m adlı üçüncü eserimi Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılık’tan okuyucu ile buluşturmanın heyecanını yaşamak apayrı bir duygu seli olsa gerektir. Yayınlanan bu eserim 612 sayfa hacimli, 10 bölüm altında 100’e yakın makaleden oluşuyor: -Hayat öykümden Ölürüm Türkiye’m Sevda kareleri, -Ölürüm Türkiye’m Sevdama ruh katan Şahsiyetler, -Türkiye’m Sevdasını Tehdit Eden İç ve Dış Mihraklar, -Fitne Katilden Beterdir, -Hepimiz Aynı Kilimin Desenleriyiz, -Türkiye’m Sevdasından Yeni Türkiye Yüzyılına Doğru, -Kimlik Bunalımı, -Kültür Buhranı ve Medeniyet Ruhu, -Rol Model Arayışları, -Sivil Toplum-Sivil Katılım-Sivil İnisiyatif vs. adlı bölümlerden oluşan kitapta, ayrıca Lise çağlarımda matbaasında çalıştığım Bayburt Postası Gazetesinin kurucusu Osman Okutmuş’u da “Kop Tipisi Işığı: Osman Okutmuş” başlıklı yazısı ile yâd etmiş oldum. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Ölürüm Türkiye’m ölümüne bir sevdadır. Çocukluğumuzdan gençliğe, gençliğimizden ihtiyarlığımıza ve ölene dek heyecanı hiç dinmeyecek sevda yüklü bir tutkudur bu. Hatta sevda yüklü bu tutku seli öyle derinlemesine ruh iklimimize işlemiş ki, geriye dönüp şöyle baktığımda hayat hikâyemin hemen her karesinde bunu görebiliyorum. Nitekim kaleme aldığım eser incelendiğinde Dede Korkut hikâyeleriyle doğup büyüdüğüm Bayburt’tan tutun da Dadaşlar diyarı Erzurum’da üniversite yıllarıma uzanan öğrencilik anılarımda, mezuniyet sonrası meslek hayatına başladığım Aziz İstanbul’un manevi ikliminde ve kuvayı milliye ruhunun merkezi Ankara’da meslek hayatımın devamında bir kısım