Beni öldürmek lütfunda bulunacak bir şey beklemeliydim. Eninde sonunda bu, beni hayatta tutma lütfunda bulunacak bir şey bekliyorum demekle aynı yere çıkıyordu.
Ama ben kendime, bile isteye eziyet etme fırsatını ne kadar küçük olursa olsun kaçırmak istemiyormuşum gibi, gözle görülür gerçekleri bile görmezden gelmeye alışmıştım. Kendine acımanın emin limanına çekilmek, kendini trajik bir kurban gibi görmek, bütün kaçış yolları tutulmuş insanların başvurduğu eski bir hiledir...
Şu bir parçacık mutluluğu bile hak edemiyoruz, diye düşünüyordum. Belki de en ufak bir sevinci bile eninde sonunda pahalı ödeyeceğimiz bir lütuf olarak görmeye alıştık.
Bir yandan da sabırsızlık ve tatlı bir bekleyişle ölümü özler gibiydim. Daha önce de sık sık değindiğim gibi, gelecek günler ağır bir yük gibiydi sırtımda.