Dünyada başarılan büyük işler büyük düşünürlerin ve tefekkür edenlerin eseridir. Ortalığı birbirine katanlar,
politikacılar, kahramanlar, tarihi saçmalıklarıyla dolduran
heyecanlı cipler insanlık adına sadece basit, vasat bir basamak oluştururlar. Günümüzdeki tarih çalışmalarının
okumuşların merakını tatmin etmek için biriktirilen hatıra yığınından ibaret olduğunu söyleyebiliriz. Oysaki hakiki
düşünürler tarafından yazılan bir tarih olsa "velvelecilerin" medeniyetin gidişatında ne denli etkisiz olduklarını tahayyül bile edemezsiniz.
Alim olmak ise aklı yorar. Beyin ıvır zıvırla doludur.Akıllı adam ise birçok şeyi notlarında bırakır. Ayaklı sözlük olmanın bir anlamı olmadığını düşünür. Araştırmalarından önemli konuları çıkarır, sıkı bir eleştiri getirir. Zorlayıcı
mevzular varsa zamana bırakır, güçlenmesini, köklenmesini bekler. Bilgiye değer verir, güçlenmiş bilgi hafızada
anlam ve süreklilik kazanır. İncelemeler sonucunda kazanılan fikirler daha sonra olayları organize edecek duruma
gelir. Mıknatısın demir tozlarını çektiği gibi bilgiyi kendine çeker, dağınıklığı düzenler, karmaşık düzeni esere dönüştürür,
bilgi yığınını yapıya dönüştürür. İşe yarayan bilgi gün yüzüne çıkarken işe yaramaz bilgi kenara itilir. Bilgiyi
organize edip esere dönüştürmeyi başaran insan, büyük insandır.Öyleyse bilginin değeri çokluğuna orantılı değildir.
Zaten taşralı olmak köyde, kasabada oturmak anlamına gelmez. Paris'te yaşayıp taşralı olabilirsiniz. Manası da yüksek zevklerden uzak olmaktır. Taşralı olmak anlam itibarıyla boş dedikodularla ilgilenmek, sadece yemek, içmek,yatmak, para kazanmak gibi şeylerle meşgul olmaktır.Sigara içmekten başka zevki olmayan, iskambil oynayan,kendi akıl seviyesindeki insanlarla oturup kaba saba espriler yaparak gülen kişiyi kast eder. Ancak doğa sevgisi olan, büyük düşünürlerin eserlerini okuyan genç, sırf taşrada bulunmakla bu sıfatların hiçbirini hak etmediğini bilir.
Tembellik tüm keyifler gibi kendini meşrulaştırmak için aklın onayını ister. Birçok insanın bu eğilimleriyle baş
etme isteği olmadığından sadık bahanelerimiz, deyimlerimiz
destek çıkmaya hatta tembelliği yüceltmeye kalkışır.