İşin özü, kısaca ifade etmek gerekirse "Bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak?" diyen çocuklar haksız değildi. Bu soruya dahi gerçek bir cevap alamadan belki 16-18 yıl eğitim aldılar. Eğitimin paralel dünyasında bu soru küçümsenmeye layık bulundu. Ancak gerçek dünya bu sorunun cevabını bilmeyenleri cezalandırdı. Okulun dünyası bu en temel soruda dahi gerçek hayattan kopup simülasyonuna sığınmak zorunda kaldı.
Bir bilgi anlatılıyor ve bu bilginin önemi anlatılamıyor.
"Bunlar gerçek hayatta ne işimize yarayacak?"
"Sınavdan yüksek puan alacaksın, bunlar sayesinde üniversiteye gireceksin."
Bu ne büyük bir itiraf, ne ağır bir acziyettir. "Bunlar bizim oluşturduğumuz simülasyonda önemli şeyler. Simülasyon içerisinde yükselmek istiyorsan bunları bilmek zorundasın. Bu önemlidir çünkü biz önemli olduğunu söylüyoruz.
Sual soranları korkutmaz, "bu nasıl sual?" gibilerinden ayıplamazdı. Ne sorulursa sorulsun, hemen izah eder, sözü uzatmadan "evet" yahut "hayır" şeklinde meseleyi bağlardı. Bazen de kolayca "bilemiyorum" der, ilmin siperinin bilmiyorum kelimesi olduğunu söylerdi.
İlim öyle bir şeydir ki, sen ona kendinin tümünü vermezsen o sana yarısını bile vermez! Sen ilme gayretinin tamamını vereceksin ki o da sana yarısını versin.
Rutin spor yapmak bana eskiden ilme harcanacak bir vaktin kaybedilmesi gibi gelirdi. Oysa bu çok yanlış bir bakış açısı. Ekran nasıl uykuyu bozup depresyon sebebi oluyor ve bu depresyon bilişsel faaliyet kaybına sebebiyet veriyorsa, spor bunun tam tersini yapar. Uyku kalitenizi arttırdığı gibi serotonin salınımını da arttırarak mutluluk düzeyinizi arttırır. Bu, bilişsel faaliyetleri güçlendirir. Dolayısı ile aktif çalışabildiğiniz süre de artar. Bu açıdan gündelik rutine bir spor faaliyeti eklemek gerçekten çok faydalı olacaktır.