Geçmiş vakit için de pişmanlık duymakla oyalanmayın. Eski âlimlerimizin söylediği gibi geçmiş zaman için hayıflanarak vakit geçirmek, bir başka vakit kaybıdır.
Size okumaktan daha önemli bir şey söyleyeyim: Okuduklarınız üzerine düşünmek, kafa yormak. Zamanında Kırmızı Asa serisini keyifle ve şaşkınlıkla izlediğim Osman Bulut şu minvalde bir şey demişti: "Eğer okuduğunuz sürenin 2 katı kadar okuduklarınız üzerine düşünmüyorsanız o okumanızın pek de faydası olmaz."
Kendisine tamamen katılıyorum. Özellikle bazı kitaplar roman gibi okunup geçilmemeli, üzerine tefekkür edilmeli. Ancak bu şekilde içselleştirebilir, daha iyi anlayabilir, yeni şeyler keşfedebiliriz. Örneğin Bediüzzaman'ın Risaleleri böyledir bana göre. Sadece okuyup geçmek yerine üzerine kafa yorulması gereken eserlerdir.
Komşumuzun bir çocuğu var fakat bağırarak konuşuyor, oldukça şımarık hareketler sergiliyor. Anne babası da pek söz geçiremiyor. Onlara karşı da bağırabiliyor, sinir bozucu şeyler söyleyebiliyor. Bunun üzerine geçen camideki bir hocanın vaazı geldi aklıma. Diyordu ki çocuğunuza her istediğini almayın, her sözünü yerine getirmeyin çünkü bu ipi onların eline vermektir. Sizin onları yönetmeniz yerine onlar sizi yönetmeye başlar böyle durumlarda artık.
Bence de çok haklı bir söylem. Eğer çocuk sözünü geçirebildiğini fark ederse size duyduğu saygı ve korku azalır. Artık sizi istediklerini öyle veya böyle yapacağınız kuklaları olarak görür. Fakat siz ona her istediğini almaz ve bazı sınırlar koyarsanız bu patronun sizin olduğunuzu belli eder ve sözünüzün dinlenmesi çok daha olasıdır.