Sosyal medyada Werther'in acılarının küçümsendiğini gördüğüm ve listemde de olduğu için kitaba başladım. Açıkcası bu kadar iyi olacağını düşünmezdim. Kitapta Werther'in yasak aşkına duyduğu özlemin yanı sıra günlük hayattaki olayların onda uyandırdığı hislere de şahit oluyoruz. 2 puan kırmamın sebebi tamamile bu yasak aşk olayıyla ilgili. Ama anlatım ve dil muazzam. Hemen hemen her sayfada altını çizdiğim 1 cümle vardı.
-- Bundan sonraki satırlar SPOİLER içerir --
Kitabı incelerken sevilen kişiyi bir kenara bırakıp, sevme biçimini inceleyelim. Werther'in duygusal kalbi onun olaylara kayıtsız kalmasını zorlaştırıyor. İş arkadaşlarının yalanlarına tahammülsüzlüğü, hanımefendisine aşık hizmetkar ve dağda gül arayan adam hakkında yazdıkları Werther karakteriyle ilgili bize büyük bir bakış açısı sunuyor.
32. sayfada "sırf senin için yaşarım ben" diyen Werther sonda ölümü seçti. Acaba Bayan von B. ile ilişkisi daha da ilerleseydi olaylar nasıl gelişirdi?
- Lotte'yi almaya giderken "ona aşık olmamak için dikkatli olun" diyen teyze sinirlerimi bozdu, resmen aklına karpuz kabuğu düşürdü.
- Dul kadının 2. hizmetkarını ağabeyinin öldürdüğünü sanmıştım, ne de olsa mirasın daha fazla bölünmesini istemiyordu. Ama kadına aşık ilk hizmetkarın bunu yapması beni gerçekten sarstı. Çünkü kitabın başında Werther'le konuşurken o kadını nasıl saf hislerle sevdiğini görüyoruz, ama şimdi soğukkanlılıkla yaptığı şeyden pişmanlık bile duymuyor. Werther'in onu savunması olayların bu yönde ilerlemesiyle ilgili beni endişelendirmedi değil.
Her halükarda Werther kendine karşı dürüst. Ne kadar koşarsa koşsun, kendinden kaçış olmadığını biliyor. Werther olaylara tepkisini yazarken bazı satırlarda kendimizi görüyoruz, ya da aklımıza tanıdık bir yüz geliyor. Bünyesine bu kadar çok duyguyu, hisleri