Tüm karşı koymalarına karşın, Viyana’yı nasıl terk edebileceği sorulduğu zaman, Freud onlara batan Titanik gemisinin kurtulanlarından 2. Kaptan Lightoller’in sonradan yapılan mahkeme sırasında kendisine, “Titanik’i ne zaman ve nasıl terk ettiği” sorulduğunda, “Sayın Yargıç, ben Titanik’i hiçbir zaman terk etmedim. Güvertede duruyordum, sonra birden Titanik beni terk etti” yanıtını verdiğini hatırlamış ve “kendisinin de Viyana’yı terk etmediğini, Nazi Almanya’sı ile bütünleşme kararı alan Viyana’nın onu terk ettiğini” söylemiştir.
İspanyol yazarı Pia Baroja, dünyada üç büyük bilgenin, üç büyük Yahudi’nin, üç büyük teoriyle insanları üç kez yanılttıklarını söyler: Buna göre Musa; kutsal kitabıyla bu dünyada acı çekilmesine karşın, öteki dünyada cennette rahat edileceğini söyleyip, cennet savlarıyla insanları yanıltmıştır. Kral Mart; kutsal kitapların tümünün yalan, dinin Afyon olduğunu, yitirilen cennetin bu dünyada da kurulabileceğini, insanların bu dünyada da mutlu olabileceklerini, bunun için sınıf savaşının esas olduğunu söyleyerek, bizleri bir kez daha yanıltmıştır. Sigmund Freud ise; dinin de sınıf savaşlarının da, gerçek dışı bilinçli yalanlar olduğunu, insanların sadece psikanaliz olduktan, bilinçdışındakileri öğrendikten sonra mutlu olabileceklerini söylemiş ve insanları bir kez daha yanıltmıştır.
Bütün bu yanılsamalardan sonra, şimdi kendimizi hergün yeni piyasaya sürülen ve hepsi birbirinden güzel psikofarmolojik mamullerinin ellerine teslim etmekten başka şansımızın kalmadığını görüyoruz.
"Acı içinde yaşamayı, kafam bulanık yaşamaya tercih ediyorum."
Acı yaşanmalıdır. Ağrı giderici düzeyde de olsa, gerçeklik ilkesini daha açık ve net yaşamak için "avuntuya", "yanılsamaya" yer verilmemelidir. Gerçeklik ilkesinin yanında, morfinle bile avuntu olmamalıdır.
(S. Freud' da çene tümörü sebebiyle çektiği korkunç acı ve ağrılarını hafifletmesi amacıyla doktoru tarafından ağrı kesici kullanması tavsiye edilmiştir. Frued ağrı kesicileri zihin bulanıklığı yaratması ihtimali sebebiyle reddetmiştir.)
Batıl inanç, her şeyden önce bir kötülük bekleyişi anlamı taşır. Başkaları için her zaman kötü şeyler dilemiş, fakat terbiyesi/vicdanı etkisiyle bu dileklerini bilinçdışına itmeyi başarmış bir kimse, bilindışındaki kötülüğü nedeniyle, ceza olarak başına bir felaket geleceği korkusunu, yaşamı boyunca duymaya özellikle eğilimli olacaktır.
Freud