CeydanınCezvesi

CeydanınCezvesi
Beş Yaşında Bir Oğlanın Fobi Analizidir.
9/10
·160 syf.··
2021 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2021 23:35
S. Freud tarafından 1909 yılında kaleme alınan, beş yaşındaki bir oğlanın fobi analizidir. Bu çalışma yayımlandığı dönemde büyük yankı uyandırmış ve çocuğun saflığının bozulduğunu, psikanalize kurban edildiğini söyleyenler olmuştur. O günden bugüne geldiğimizde görüyoruz ki; yayımlandığı dönemde büyük ses getiren bu çalışma günümüzde Freud’un diğer eserleri arasında kuytularda kalmış ve gün yüzüne çıkmayı beklemektedir. Küçük Hans isimli psikanaliz çalışması ülkemizde ilk olarak Dilman Muradoğlu çevirisi ile Say Yayınları tarafından 2013 yılında yayımlanmış ardından 2020 yılında Ahmet Fırat tarafından yeni bir çeviri ile Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanarak Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi’nde yerini almıştır. Öncelikle kitabın anlatımının akıcı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Diyaloglar, konular ve tespitler oldukça net bir şekilde ifade ediliyor. Zira Freud’un “otobiyografisi” başta olmak üzere “Cinsellik Üzerine” ve “Totem ve Tabu” isimli çalışmalarını Say Yayınları ve Pinhan Yayınları aracılığı ile okumuş ve büyük zorluk çekmiştim. Bu kitapta isminden de anlaşılacağı gibi Hans isimli erkek çocuğunun 3 ve 5 yaşları arasındaki psikanalizi anlatılmaktadır. (İpucu içerir) Freud “yetişkin bir nevrotiği psikanalizle tedavi eden hekim tarafından ortadaki sis kaldırıldıkça çocukluğa dair varsayımlara ulaşır ve nevrotik semptomların belirleyicilerinin çocuk cinselliğinin bileşenleri olduğunu” söylemiştir.(Freud, Cinsellik Üzerine Üç Deneme). Freud’ un bu iddialarını tuhaf bulanların yanı sıra Freud’u destekleyen bir kitle de vardır. Bu destekçilerinden biri de Küçük Hans’ın ailesidir. Çocuklarının erdemli biri olarak yetişmesini ve kendini çekinmeden, özgürce ifade ederek büyümesini istemektedirler. Hans’ı babası analiz edecektir, notlar
Psikanaliz
Küçük HansSigmund Freud · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,454 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bu Bir Sigmund Freud Biyografisidir.
9/10
·336 syf.··
2021 7. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2021 22:09
Hemen hemen çoğumuzun “psikoloji” ve “libido”denildiğine ilk aklına gelen isim olan ve “psikanaliz biliminin” kurucusu Freud’un bütün yaşamının ilmek ilmek kaleme alındığı bu eserin, alanındaki en iyi bir örneklerden biri olduğunu, Freud’un yaşamına ilgi duyanların ve hayatındaki detaylara hakim olmak isteyenlerin bu kitabı edinmeleri ve titizlikle incelemeleri gerektiğini düşünüyorum. Psikiyatrist Serol Teber tarafından kaleme alınan bu eser 2003 yılı Aralık ayında Okuyan Us Yayınları tarafından ilk baskısını yapmıştır. Yazar, S. Freud’ un bilimsel ve aile hayatını araştırırken adeta Sherlock Holmes gibi iz sürmüştür. Eser, S. Freud’un Aile Romanı (aile ilişkileri ve kişiliğine olan etkileri) ve Tarihsel Romanı olarak iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde; * Alanında tanınmış, önemli katılımcıların yer aldığı, Viyana Nöropsikiyatri Birliği tarafından düzenlenen bilimsel toplantılarından birinde “Freud’un histeri nedenlerine dair araştırmaları hakkında BİLİMSEL PERİ MASALI “ eleştirisi (mesleki bir hikaye olması nedeniyle ben 2. Bölümde olması gerektiğine inanıyorum, ancak yazar ilk bölümde yer vermiştir), * Ensest ilişkilerin varolduğu bir aile ortamındaki yaşam koşulları, * Freud’un üvey kardeşleri (babasının ilk eşinden olan) ile annesi Amelie arasındaki ilişkileri, * Freud’un annesi ile babasının evlilik tarihi ile kendi doğum tarihinin yakın olması nedeniyle oluşan soru işaretlerinin giderilmesi için Freud’un yalana başvurması, * Babası Jakob’a öykünmesi ve bir yandan ona duyduğu öfkesi, * Yahudiliğin Freud üzerindeki etkileri (daha sonra kendisini ateist Yahudi olarak nitelendirmiştir) * Bakıcısı Monica’nın dini ritüellerine Freud’un çok küçük yaşta maruz kalması ve küçük Freud’un anlam veremediği bu olayların arasında kalan ruh hali * Shakespeare,
Biyografi
Bilimsel Bir Peri MasalıSerol Teber · Okuyan Us Yayınları · 2013209 okunma
Tanrıların Doğumu ve İlk Uygarlıklar
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2021 16:09
Twitter’da bir süredir takip ettiğim “Sanatın Tarihi” isimli hesapla birlikte tablolara ve eserlere konu olan, dönem hikayelerine ilgim oluştu. Hesabın yeni paylaşımlarını merakla bekler oldum, çünkü tabloları o kadar anlaşılır yorumluyordu ki benim gibi konuya çok uzak birinin bile ilgisini çekebildi. Ardından hesabın sahibinin Celil Sadık isimli Sanat Tarihçisi olduğunu ve çok beğeni alan kitaplarının bulunduğunu öğrendim. İşte Uygarlığın Ayak İzleri Krallar ve Tanrılar isimli kitapla tanışmamız böyle başladı. Kitabın dili oldukça yalın ve akıcı.Bence yazar kitabını geniş kitleye hitaben hazırlamış. Okuyan herkes anlayabilsin, hikayeleştirebilsin ve keyif alabilsin istemiş. Bazen anlatılan inanışın veya olayın kendi içindeki karmaşasından dolayı bazı yerleri tekrar okumak gerekebiliyor :) İlk Bölümde; Zamanın Efendileri Antik Mısır Uygarlığı! diyerek MÖ 3100 yıllarına uzanan Antik Mısır’ın Tanrı inancını anlatmakla başlamış, Tanrıların ve evrenin nasıl oluştuğunu, inanışlarının yaşam şekillerine ve sanatlarına nasıl yön verdiğini örnekler üzerinden anlatarak tamamlamıştır. Bu bölümde Antik Mısırlılar için en başta Güneş ve Nil Nehri’nin kutsallığından, geçimlerini tarımla sağladıklarından ve bu sebeple toprağın, suyun, rüzgarın kutsal sayıldığından bahsetmiştir. Bu kutsallıktan doğan tanrıların hikayelerini, evrenlerinin oluşumunu, hangi hayvanı neden kutsal saydıkları konularında okuyucuların meraklarını gidermiştir. Efsaneye göre; büyük tanrıların en ulusu, eskisi ve tapılanı Ra’dır. Mısır’daki tanrıların çoğunun ondan türediği düşünülmektedir. Toprak Tanrısı Geb ve Gök Tanrısı Nut’un ise dört çocuğu vardır. Dört kardeşten; - Osiris (kural koyucu,koruyucu ve ölülerin yargıcı); İsis’le (geleceği gören,kutsal doğurganlığın sembolü), - Seth (en büyük kardeş
Tarih
Uygarlığın Ayak İzleri 2: Krallar ve TanrılarCelil Sadık · Epsilon Yayınevi · 2020402 okunma
Nietzche Bu İşe Ne Derdi?
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2021 00:20
“Kimi kitapların belli bir okuma zamanı vardır, o eseri anlaman için öncesinde gelişmiş sabra, temel bilgiye ve ilgiye ihtiyacın olur” denirdi. Özellikle klasikleri ve düşünce kitaplarını okurken gerçekten hak verdiğim bir görüş oldu bu. Aksi halde ya sıkılıyorsun ya da kitabı bitirmiş olmak için anlamadan bitiriyorsun. Biraz uzun bir içerik oldu. Ama içime sindi. Bu kitap hakkında inceleme paylaşmak isteyen çok az kişi olduğunu farkettim ve kalemim döndüğünce düşüncelerimi paylaşmak istedim. Bu kitabı 2020 yılının Mart ayında edinmiştim ve iki kez elime alıp bırakmıştım. İlgim vardı ancak temel bilgi kısmında dipteydim. Düşünürlerin bir kısmını tanımıyor, savundukları akımları bilmiyor ve söylemek istediklerinin bazılarını anlamıyordum. Bu durum biraz gurur meselesine dönünce; kitabı 3. Kez elime alıncaya dek birkaç dergi, belgesel ve anlatımı daha basit olan felsefe/düşünce kitapları okudum. Öncelikle belirtmek isterim ki; yukarıda yazdıklarımdan dolayı kitabın dili anlaşılması zor, içeriği ağır gibi bir algı oluşmasın. Kitabın ismi ‘Nietzche bu işe ne derdi?’ olsa da içerisinde birçok filozofun düşüncesi yer alıyor. Popüler olduğu için pazarlama nedeniyle kitap ismi olarak Nietzche isminin ön plana çıkarıldığını düşünüyorum. Eser, 5 ana bölümden oluşuyor. Herbir bölüm kendi çatısı altında gündelik birçok soruyu yorumluyor. (Spoiler) Mesela; Hayat Tarzı bölümünden bir soru: Ölümden korkuyorum. Bu normal mi? Temel felsefi meselenin “doğuştan getirdiğimiz ölüm korkusunun üstesinden gelmenin mümkün olup olmadığı, ölümlülüğümüzü anlamlandırıp anlamlandıramayacağımız”olduğu. Sonra açıklıyor yazarımız Marcus. Önce kendi düşüncelerinden bir giriş yapıyor, ölümün doğmak kadar gerçek olduğunu, yüzyıllardır insanlığın cevap aradığı bir soru olduğunu ve herbir cevabın bir
Felsefe
Nietzsche Bu İşe Ne Derdi?Marcus Weeks · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2018300 okunma
Puan vermedi·335 syf.··
2020 9. kitabı
Fikirleriyle, kalemiyle, yapıtlarıyla kült olmuş kişilerin eserleri hakkında "inceleme" yapma yetisini ve yetkisini kendimde görmediğimi ancak, yalnızca naçizane fikirlerimi paylaştığımı belirtmek isterim. Hayatının her ayrıntısını merak ettiğim en kısa zamanda biyografisini okumaya başlayacağım ünlü filozof Friedrich Nietzsche' nin zamansız yapıtlarından biri Böyle Söyledi Zerdüşt' ten birazcık bahsetmek istiyorum. Dili yalın fakat anlam derinliği yoğun aforizmaların bir arada bulunduğu bir eser. Her bir cümle üzerinde günlerce düşünebilir, onlarca kez tartışabilirsiniz. Her seferinde yakaladığınız anlam veya keşif farklı olacaktır. Aforizmaların tamamını Nietzsche' nin anlatmak istediği gibi anlayabildiğimi düşünmüyorum. :) Fakat üzerinde olumsuz bir söz etmeye korktuğumuz inanç ve tanrı konularında açık yüreklilikle söylenmiş serzenişlerini okumak keyifli. Nietzsche'ye derin öfke ve acılar çektiren Loo Salome yüzünden kadınlara karşı sert ifadeler yer alıyor kitapta. Örneğin; "Çok zalim gözleriniz var bence ve şehvetle bakıyorsunuz acı çekenlere. Şehvetiniz kılık değiştip de, merhamet adını almadı mı sadece?" veya "Bir köle misin? O halde bir dost olmazsın. Bir tiran mısın? O halde dostların olamaz. Çok uzun süredir bir köle ve bir tiran gizliydi kadında. Bu yüzden kadın henüz yaktın değildir dostluğa; sadece aşkı bilir o. Sevmediği her şeye karşı adaletsizlik ve körlük vardır, kadının aşkında. Kadının bilinçli aşkında bile hala fırtına ve yıldırım ve gece vardır, ışığın yanı başında. Kadın henüz yatkın değildir dostluğa; kadın hala kedidir, kuştur. Ya da olsa olsa, inektir" der. Oysa ki düşünüldüğünde küçük yaşta babasını kaybeden ve bolca kadının arasında büyütülen Nietzsche' nin kadınlara karşı daha bir özenli olmasını bekleriz. Sonuçta kadınlarla iç içe
Felsefe
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,7bin okunma