Twitter’da bir süredir takip ettiğim “Sanatın Tarihi” isimli hesapla birlikte tablolara ve eserlere konu olan, dönem hikayelerine ilgim oluştu. Hesabın yeni paylaşımlarını merakla bekler oldum, çünkü tabloları o kadar anlaşılır yorumluyordu ki benim gibi konuya çok uzak birinin bile ilgisini çekebildi.
Ardından hesabın sahibinin Celil Sadık isimli Sanat Tarihçisi olduğunu ve çok beğeni alan kitaplarının bulunduğunu öğrendim. İşte Uygarlığın Ayak İzleri Krallar ve Tanrılar isimli kitapla tanışmamız böyle başladı.
Kitabın dili oldukça yalın ve akıcı.Bence yazar kitabını geniş kitleye hitaben hazırlamış. Okuyan herkes anlayabilsin, hikayeleştirebilsin ve keyif alabilsin istemiş. Bazen anlatılan inanışın veya olayın kendi içindeki karmaşasından dolayı bazı yerleri tekrar okumak gerekebiliyor :)
İlk Bölümde;
Zamanın Efendileri Antik Mısır Uygarlığı! diyerek MÖ 3100 yıllarına uzanan Antik Mısır’ın Tanrı inancını anlatmakla başlamış, Tanrıların ve evrenin nasıl oluştuğunu, inanışlarının yaşam şekillerine ve sanatlarına nasıl yön verdiğini örnekler üzerinden anlatarak tamamlamıştır.
Bu bölümde Antik Mısırlılar için en başta Güneş ve Nil Nehri’nin kutsallığından, geçimlerini tarımla sağladıklarından ve bu sebeple toprağın, suyun, rüzgarın kutsal sayıldığından bahsetmiştir. Bu kutsallıktan doğan tanrıların hikayelerini, evrenlerinin oluşumunu, hangi hayvanı neden kutsal saydıkları konularında okuyucuların meraklarını gidermiştir.
Efsaneye göre; büyük tanrıların en ulusu, eskisi ve tapılanı Ra’dır. Mısır’daki tanrıların çoğunun ondan türediği düşünülmektedir. Toprak Tanrısı Geb ve Gök Tanrısı Nut’un ise dört çocuğu vardır.
Dört kardeşten;
- Osiris (kural koyucu,koruyucu ve ölülerin yargıcı); İsis’le (geleceği gören,kutsal doğurganlığın sembolü),
- Seth (en büyük kardeş