“… Dünyanın ortasında büyük bir ay vardı. Sana bakarken gözlerim kamaşıyordu. Ayın ışıkları yüzünden süzülüyordu. Sana ait olan bu yumuşak, aya bulanmış görüntüye bakmaya doyamıyordum: Büzülmüş, nemlenmiş ve yıldızların renklerini yansıtan ağzın; gecenin suyunda saydamlaşan bedenin. Susana, Susana San Juan.”
Yaşarken insana ayaklarını hareket ettirten yegâne şey, öldüğünde bu ayakların onu farklı bir yere götürecekleri beklentisidir; ama eğer bir kapı kapatılır ve açık kalan sadece cehennemin kapısı olursa, o insan keşke hiç doğmasaydım diye düşünür… Benim için cennet, Juan Preciado, şu anda bulunduğum yerdir.
“Orada beni daha iyi duyacaksın. Orada sana daha yakın olacağım. Anılarımın sesini ölümümün sesinden daha yakın bulacaksın; eğer zamanın herhangi birinde, ölümün bir sesi olmuşsa.”