İnsanlar çocukluktan itibaren kendilerine, başkalarına ve dünyaya ilişkin belirli inançlar geliştirirler. Temel inançlar o kadar temelde ve derindeki anlayışlardır ki çoğu zaman kişinin kendisi de bunları ifade edemez. Bu düşünceler birey tarafından mutlak doğrular, "var olan" şeyler olarak kabul edilir.
Bizi olaylar, kişiler ya da durumlar "iyi" ya da "kötü" hissettirmez; bunu biz kendi kendimize bilişsel olarak yaparız. Farkına varmasak da duygusal tepkilerimize yol açan senaryoları biz yazarız.
Bireyin bir otomatik düşüncesinde birden fazla düşünce hatası olabilir. Örneğin yapamadığı bir işten sonra "Ben beceriksizin tekiyim," diye düşünen bir kişi hem etiketleme ("Beceriksizim") hem de hep ya da hiç biçiminde düşünme hatalarını yapmaktadır.