-Cennet diye bir yer yok mu?
+Hayır Jonathan öyle bir yer yoktur. Cennet ne bir yerdir ne de bir zaman. Cennet, yetkinliğe ulaşmanın ta kendisidir… Sen çok hızlı bir uçucusun değil mi?
-Ben… hızı çok seviyorum.
+İşte yetkin hıza ulaştığında cennetin kapısını buldun sayılır Jonathan. Ve bu ne saatte bin mil, ne milyon mil yapmakla, ne de ışık hızıyla uçmakla olmaz. Çünkü sayılar bir sınırdır.
-Neden John, neden? Öteki martılar gibi olmak sana neden güç geliyor? Alçaktan uçmayı pelikanlarla albatroslara bırakamazsın? Bak, bir tüy bir kemik kaldın.
+Bir tüy bir kemik kalmam önemli değil. Ben, bir martı olarak havadayken neler yapıp neler yapamayacağımı öğrenmek istiyorum. Hepsi bu, yalnızca öğrenmek!
Hissetmiyorsun! Sefaletinin harap olmuş kalbinden, sarsılmış beyninden kaynaklandığını bilmiyorsun. Yeryüzünün bütün kralları da bir araya gelseler buna bir çare bulamazlar.
Ulu Tanrım! Akıl fikir sahibiyken onu tekrar yitirmeden mutlu olamamak mıdır insanın kaderi!