Vapurun kalkmasına yakın elvedalar başladı. Bizimse vedalaşacak kimsemiz yoktu. Elvedalar bile, salon mobilyaları gibi, ancak dünyalığı yolunda olanların kendilerine peşkeş çekebilecekleri bir lükstür.
“Tabii tabii, öyle, Tevfik Fikret de öyleymiş; ama sonra bir bakmış, gelenin gidenden farkı yok, dayanamamış, isyan etmiş adam. O zaman da kalkmış ‘ Yiyin efendiler yiyin’ demiş İttihatçılara, ‘bu han-ı iştiha sizin, doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin.”
Bazan iyi niyetler, akla gölge edermiş, kıymetli dostum. Hep o iyi niyetlerle yapılırmış, bazı büyük kötülükler. Bizimki de o misal oldu; ha kasten ha taksîrle artık…