“Hiç” dedi Cihan. Aşk masalları ve kahramanlık destanlarıyla büyüyenler bunu pek anlayamazlardı ama aşk dediğin çoğu zaman koca bir hiç ile sonlanırdı.
“Ulaşamayacağım biriydi ve beni sevmiyordu. Kısmet değilmiş.”
Sermimar sıfatıyla geçen elliyıldan, dört yüzden fazla bina, sayısız türbe ve çeşmenin ardından böyle terk-i dünya eyledi ustam Sinan. Hani mükemmel olmadığını göstermek için hep bir kusur bırakırdı ya camilerinde, yapılarında. Aynı şekilde, ölümü de şahane ama natamam denebilecek bir yaşta geldi. Yüz değil, tam doksan dokuz buçuk yaşında son nefesini verdi.
Son kırk yılın en soğuk günüymüş dediler, Mihrimah’ın öldüğü gün, Eyüp'te sokak kedileri bir damdan diğerine atlarken havada donup kalmış, billur lambalar gibi. Dilenciler, mecnunlar, abdallar ve evsizler imarethanelere sığınmış donmamak için.
Mihrimah'ın beni terk etmek için neden böyle bir gün seçtiğini asla bilemeyeceğim.
Baharda doğmuştu halbuki, çiçekleri severdi