Kitap; konusu güzel, sürükleyici ve anlatımı akıcı bir kitap.
Zaten malumumuz olan Afganistan ' da ki masum insanlara din adı altında yapılan eziyetlerin yaşayan birisi tarafından kaleme alınması da diyebiliriz.
Kitabı okurken ve okuduktan sonra kitapta bahsedilen o eski Afganistan ' ı araştırdım biraz.
Ve maalesef teessürle farkettim ki aslında bugün yaşadıkları ve kaç nesildir devam eden bu zulmün kendi özleriyle,dinleriyle, benlikleriyle ve en önemlisi tercihleriyle alakası yok. Özellikle kadınlar ve çocuklar!
Edebi olarak değinmem gerekirse de kişi tahlilleri açısından Emir gerçekten kitap boyunca iç sesiyle mücadele eden silik bir karakter olarak kendini gösteriyor. Ya da belki bulunduğu ortama yabancı da diyebiliriz. Sosyolojik şartlar düşünüldüğünde çok daha özgüvenli davranması daha beklenilir bir durum. Hasan' ın mükemmel özgüveninin de hiyerarşi yanında sıfırın altına düşmesi hakikaten insanlık açısından sorgulanması gereken bir nokta.
Kitapta her ne kadar "Baba" karakteri her anlamda iyi gösterilsede (Emir'le bağı hariç) ; yine eril toplum zihniyeti övülerek yaptığı hatayı telafi etmeye çalışıyordu, deniliyor. Bana göre çok sönük bir pişmanlık.
Kitapta en çok hoşuma giden ise Hasan ve Ali gitmeden önce evde olan müthiş düzen. Bütün işlerin, uyumun, düzenin kadın olmadan da harikulade yürümesi. Çocukların duygusal boşlukları dışında tabi..