Yine, Efendimiz'in (sas) nübüvvet öncesi Hz. Hatice ile alan ticari münasebeti, yaptığı ticari seferleri, o dönem zarfında Mekke'de ticaret adına attığı adımlar, sadece tarihi bir malumat olarak değil, ideal bir tüccarın vasıflarını tespit etme maksadı ile okursak o tablolarda bize çok şeyler söyleyecektir. Bu tarz bir okuma, nübüvvetin gelişi ile birlikte ortaya çıkan hadiseler üzerinde yapılsa ortaya çıkan sonuçlar çözümler bizleri çok daha farklı bir boyuta taşıyacaktır.
Örneğin, Efendimiz'in Hira Dağı'ndaki arayış süreci, varlık sancısı ve hakikat arayışının bir ızdırabı olarak okunsa, Darü'l-Erkam; talim ve terbiyenin işin başında hangi usul, uslup ve müfredat üzerine yürüdüğünü anlama maksadı ile okunsa, Şib-i Ebi Talib Muhasarası, yokluk, fakirlik, bela ve musibetlere karşı "Nasıl tavır takınılmalı?" sorusuna cevap bulma adına okunsa, İsra ve Miraç; mükafat ve yücelme, Akabe, biat, sadakat ve çaba, Sevr; tedbir ve tevekkül dengesini kurma, Hicret; yol ve yolculuk adabını öğrenme arayışı için de okunsa siyer nasıl sadece bir tarih (geçmiş malumat yığı olarak kalabilir ki?