Dönüş Z. Dağ

Dönüş Z. Dağ
@dagdonus06
Örnek olması için somut bir misal vermek gerekirse o günün dünyasında hakkın sesini kısmak için toplantılar tertipleyen, insanlara cezbedecek bir üslup ile hikayeler okuyan, müzik eşliğinde tiyatroya benzer canlandırmalar yaparak Mekkelileri Kur'ân dinlemekten alıkoymaya çalışan Nadr b. Hâris ile bugünkü televizyon dizileri arasında ne fark var? O gün Kur'an'ın sesi Mekkelilere ulaşmaması için ellerine aldıkları sopalarla tenekeler vuran, gürültü çıkararak hakkın sesini bastırmaya çalışanlar ile bugün aynı yöntemi uygulayanlar arasında ne fark var? Bugünkülerin ellerindeki tenekelerin farklı bir formata (modern zamanın gündem saptıran eğlence araçlarına) dönüşmüş olması işin özünü degiştirir mi?
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
"Ebu Leheb ölmedi Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!"
Şairin dediği gibi: "Ebu Leheb ölmedi Ebu Cehil kıtalar dolaşıyor!" El-Hak bu böyledir. On dört asır önce yaşamış bu ibret şahısları aratmayacak tarzda islâm'ın sesini ve sedasını kısmaya çalışan; Müslümanlara yaşadıkları topraklar üzerinde her türlü zulmü, işkenceyi, baskıyı, hatta öldürmeyi reva gören çağın Ebû Lehebleri, Ebû Cehilleri hiçbir zaman eksik olmayacaklardır. Bizler siyerin sayfalan içerisinde o günkü hakkın sesini kısmaya çalışanların toplandıkları yer olan Darü'n-Nedve'de neler konuştuklarını okuyunca o rivayetleri orada bırakmayacak, sadece tarihi bir malumat olarak görmeyecek, bugünün İslam düşmanlarının da aynı şeyleri konuştuklarını, aynı planları yaptıklarını unutmayacağız.
Yine mesela; Taif dönüşü neden Yûsuf Sûresi nazil olmuş tur? Taiften donerken Efendimiz'de nasıl bir ruh hali vardı ki bu süre inmiştir? Nazil olan o ayetler, Efendimiz'in o rub haline nasıl bir etkide bulunmuştur? Sürenin inişinden son ra Efendimiz'de nasıl bir değişiklik olmuştur? [Efendimiz'in hayatı boyunca en fazla sıkıntıya uğradığı hadiselerden biri hiç şüphesiz Taif yolculugu idi. Peygamberimiz Taif'te, bir yönü ile kardeşleri tarafından kuyuya atılan Hz. Yusuf gibi terk edilmiş, hakarete ve taşlanmalara muhatap olmuştu. Taif dönüsü Allah (cc) O'na Yusuf Sûresi'ni nazil ederek, kendi halini Hz. Yusuf'un haline kıyas etmesini istemiş ve işin neticesinin iyi olacağının müjdesini de vermişti. O gün üzerinden tam 11 sene geçtikten sonra Efendimiz, Mekke'yi fethetmek için arkasında on bin asker olduğu halde hicret etmek zorunda kaldığı yurduna girmişti. Fetih bitip, daha dün Hz. Peygamber'e her türlü hakareti, işkenceyi yapan Mekkeliler, Kabe'nin avlusunda korkarak beklerlerken Efendimiz: "Şimdi size ne yapmamı bekliyorsunuz?" diye sormuş, onlar da: "Sen kerem ve iyilik sahibi bir kardeş, kerem ve iyilik sahibi bir kardeşin oglusun. Biz ancak senden iyilik bekleriz." demişlerdi. Bunun üzerine Efendimiz şöyle buyurmuştu: "Bugün ben size Yusuf'un kardeşlerine dedigini diyeceğim. O demişti ki: 'Size bugün hiçbir başa kakma ve ayıplama yoktur! Allah sizin yargılasın! O merhametlilerin en merhametlisidir." (Yusuf, 12/92.) Gidin hepiniz saliverildiniz/bağışlandınız!" (İbn Hişam, Sire, IV, 55, Taber, Tarih, III, 120.) Sadece bu örnek üzerinden Efendimiz'in kendisinden önceki peygamberlerin hayatları ile nasıl bir bagı olduğunu, yeri ve zamanı geldiginde kendisine verilmek istenen mesajlar gölgesinde nasıl yürüdüğünü anlayabiliyoruz.]
Dolayısı ile siyerden daha fazla istifade edebilmek için başta diğer peygamberler olmak üzere geçmiş ümmetlere ait kıssaları da Efendimiz'in (sas) o gün içerisinde bulunduğu ortamı ve ruh halini bilerek okumalı, Kur'an'ın neden o an ve o durum karşısında Efendimiz'e söz konusu peygamber den bahis açtığına dikkat etmeliyiz. Mesela; neden Kuran bir tek Hristiyan'ın olmadığı o zeminde ve nübüvvetin 5. yılında, Müslümanlar Habeşistan'a hicret edeceklerken Meryem Süresi'ni indirmiş ve orada Hz. Zekeriyya, Hz. Yahya, Hz Meryem ve Hz. İsa'yı çok güzel ifadelerle anlatmıştır? Acaba Kur'an bu kıssa ile Efendimiz'in ve tabii ki sahabenin şahsiyetinde ve zihin dünyasında neleri inşa etmek istemiştir? Yine mesela; Taif dönüşü neden Yûsuf Sûresi nazil olmuş tur? Taiften dönerken Efendimiz'de nasıl bir ruh hali vardı ki bu süre inmiştir? Nazil olan o ayetler, Efendimiz'in o ruh haline nasıl bir etkide bulunmuştur? Sürenin inişinden sonra Efendimiz'de nasıl bir değişiklik olmuştur? İşte bunun gibi onlarca önemli noktadan dolayı diyoruz ki siyer kesinkle Siyera'l-Enbiya'nın gölgesinde okunmalıdır Meselenin bir de şöyle bir boyutu var: Peygamberlerin başını çektigi dava olan risalet davası, kendisine has ilkeleri olan bir davadır. Bu ilkelerden biri de: "Büyüklerin ayak izlerine basarak yürümektir." Bu davada arkaya bakmak, biz kaç kişiyiz deyip sayılara takılmak, başarı hesaplarını sadece elde edilen kazanılan insanlar üzerinden yapmak yoktur. Bu davada, yürünen yolun önceki büyüklerin yoluna ne kadar uygun olup olmadığına dikkat etmek vardır. Eger yürünen yol; peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin yolu ise, artık üzülmeye, korkuya yer yok, varılacak menzil Allah'ın izni ve keremi ile selam yurdudur. İşte bu bilinci elde etmek ve Hz. Peygamber'in (sas) kutlu
siyerin evrensel mesajı.
Yine, Efendimiz'in (sas) nübüvvet öncesi Hz. Hatice ile alan ticari münasebeti, yaptığı ticari seferleri, o dönem zarfında Mekke'de ticaret adına attığı adımlar, sadece tarihi bir malumat olarak değil, ideal bir tüccarın vasıflarını tespit etme maksadı ile okursak o tablolarda bize çok şeyler söyleyecektir. Bu tarz bir okuma, nübüvvetin gelişi ile birlikte ortaya çıkan hadiseler üzerinde yapılsa ortaya çıkan sonuçlar çözümler bizleri çok daha farklı bir boyuta taşıyacaktır. Örneğin, Efendimiz'in Hira Dağı'ndaki arayış süreci, varlık sancısı ve hakikat arayışının bir ızdırabı olarak okunsa, Darü'l-Erkam; talim ve terbiyenin işin başında hangi usul, uslup ve müfredat üzerine yürüdüğünü anlama maksadı ile okunsa, Şib-i Ebi Talib Muhasarası, yokluk, fakirlik, bela ve musibetlere karşı "Nasıl tavır takınılmalı?" sorusuna cevap bulma adına okunsa, İsra ve Miraç; mükafat ve yücelme, Akabe, biat, sadakat ve çaba, Sevr; tedbir ve tevekkül dengesini kurma, Hicret; yol ve yolculuk adabını öğrenme arayışı için de okunsa siyer nasıl sadece bir tarih (geçmiş malumat yığı olarak kalabilir ki?