Efendimiz'e (sas) Hira'da ilk vahyin geldiği anları okurken sanki o karanlık mağaradaymış gibi olmak, Cebrail ile Efendimiz'in (sas) konuşmalarına bizzat şahitlik etmek, "İkra!/Oku!" diyen Cebrail'e titrek bir ses ile "Ma ene bi kari!/ Ben okuma bilmem!" diyen Efendimiz'in sesini duymak, sonra Cebrail'in Efendimiz'i kanatları alarak sıkmasında sanki o hali yaşamak ve arkasından Alak Sûresi'nin ilk beş ayetini bizzat Cebrail'den alıyormuş gibi dinlemek, herhalde insana çok farklı duygular yaşatacak, farklı bir ruh hali tartışacaktır.
Ağır bir söz ve ağır bir yük olan vahyi alınca Efendimiz'in (sas) çektiği o sıkıntılara ortak olmak, O'nunla beraber Hira'dan çıkıp Hatice'nin şefkat dolu kollarına doğru yürümek, yürürken taşın, toprağın, "Es-Selamu Aleyke Resûlullah/ Selam olsun sana Ey Allah'ın Resûlü!" seslerini işitmek, korku ve endişe ile eve girmek ve: "Zemmiluni, zem miluni/Beni örtün, beni örtün." diyerek örtünün altına giren Efendimiz'e refakat etmek, nice sonraları biraz teskin olup başından geçenleri Hz. Hatice'ye anlatırken ve annemizin büyük bir vakar ile söylenenleri dinleyip arkasından Efendimiz'i teskin etmek için söylediklerini bizzat işitir gibi tüm bu tabloların içerisine dahil olmak, gerçekten insana çok farklı haller yaşatacaktır.
Varaka b. Nevfel'in ilerleyen yaşına rağmen Hz. Hatice'den ve Efendimiz'den (sas) vahyin naziline dair olanlan dinlerken bir anda gençleşerek "Kuddüs, Kuddüs" diye haykırmasına şahit olmak, o bilge zatın: "Muhakkak kavmin sem yalanlayacak, seni yurdundan sürüp çıkaracak ve seni öldürmek için her yolu kullanacak" diye, risalet davasına mensup olanların kaderine dair söylediklerini bizzat ondan işitmek ve bu yolda, yalanlanmak, işkencelere uğramak, hicret yollarına düşmek ve öldürülmek olduğunu bilmek insana çok önemli