Dönüş Z. Dağ

Dönüş Z. Dağ
@dagdonus06
Satırdan Sadıra...
Efendimiz'e (sas) Hira'da ilk vahyin geldiği anları okurken sanki o karanlık mağaradaymış gibi olmak, Cebrail ile Efendimiz'in (sas) konuşmalarına bizzat şahitlik etmek, "İkra!/Oku!" diyen Cebrail'e titrek bir ses ile "Ma ene bi kari!/ Ben okuma bilmem!" diyen Efendimiz'in sesini duymak, sonra Cebrail'in Efendimiz'i kanatları alarak sıkmasında sanki o hali yaşamak ve arkasından Alak Sûresi'nin ilk beş ayetini bizzat Cebrail'den alıyormuş gibi dinlemek, herhalde insana çok farklı duygular yaşatacak, farklı bir ruh hali tartışacaktır. Ağır bir söz ve ağır bir yük olan vahyi alınca Efendimiz'in (sas) çektiği o sıkıntılara ortak olmak, O'nunla beraber Hira'dan çıkıp Hatice'nin şefkat dolu kollarına doğru yürümek, yürürken taşın, toprağın, "Es-Selamu Aleyke Resûlullah/ Selam olsun sana Ey Allah'ın Resûlü!" seslerini işitmek, korku ve endişe ile eve girmek ve: "Zemmiluni, zem miluni/Beni örtün, beni örtün." diyerek örtünün altına giren Efendimiz'e refakat etmek, nice sonraları biraz teskin olup başından geçenleri Hz. Hatice'ye anlatırken ve annemizin büyük bir vakar ile söylenenleri dinleyip arkasından Efendimiz'i teskin etmek için söylediklerini bizzat işitir gibi tüm bu tabloların içerisine dahil olmak, gerçekten insana çok farklı haller yaşatacaktır. Varaka b. Nevfel'in ilerleyen yaşına rağmen Hz. Hatice'den ve Efendimiz'den (sas) vahyin naziline dair olanlan dinlerken bir anda gençleşerek "Kuddüs, Kuddüs" diye haykırmasına şahit olmak, o bilge zatın: "Muhakkak kavmin sem yalanlayacak, seni yurdundan sürüp çıkaracak ve seni öldürmek için her yolu kullanacak" diye, risalet davasına mensup olanların kaderine dair söylediklerini bizzat ondan işitmek ve bu yolda, yalanlanmak, işkencelere uğramak, hicret yollarına düşmek ve öldürülmek olduğunu bilmek insana çok önemli
Reklam

Dönüş Z. Dağ

, bir kitap okudu
Puan vermedi·125 syf.·
Beğendi
·
2021 6. kitabı
Kolektif
8.7/10 · 87 okunma
hiçbir mucize sebepsiz ve amaçsız değildir, her birinin gündeme gelmesinin alt bir zemini vardır. Bu gözle mücizelere baktığımızda Rabbimizin mücizeleri göndermesinin üç temel amacının olduğunu görürüz. Bunlardan ilki, hidayet vesilesi olması içindir. İkincisi, helake meşru bir sebep olması için yani itiraz kapılarını tamamen kapatmak içindir. Üçüncüsü elçile ve onlara iman edenlere bir nusret/yardım olması içindir. İşte bu üç temel amaçtan dolayı Rabbimiz gönderdiği elçilere ilahi bir ikram olsun diye çeşitli mucizeler bahşetmiştir.
satırdan sadıra okuma.
Sahabeden sonra en hayırlı nesil olan tabiin neslinin önemli alimlerinden biri de imam Şa'bi'dir. O, h. 19/m 640"da Kafe'de doğmuş, h. 104/m. 722 yine Küfe'de vefat etmiştir. Kendi ifadesi ile 500 sahabe ile görüşmüş, onları tanımış ve başta Abdullah b. Mes'ûd olmak üzere birçoğundan dersler almış, hadisler işitmiş ve kendinden sonraki nesillere bunları aktarmıştır. Hz Ömer'in oglu Abdullah b. Ömer, imam Şa'bi'yi çok sever, onu sık sık ziyaret ederdi. Ne zaman onun yanına gitse imam Şa'bi'nin insanlara Allah Resûlü'nün (sas) hayatına dair bir şeyler anlattığını görürdü. Abdullah b. Ömer de o meclise dahil olur, imam Şa'bi'yi dinler, sonra şöyle derdi: "Ne güzel anlatıyor. Sanki o da (Şa'bi) bizimle berabermiş gibi anlatıyor)." Abdullah b. Ömer'in bu sözü, siyer nasıl anlaşılmalı ve nasıl anlatılmalı konusunda bize bir bilinç vermelidir. O, sahabenin büyüklerinden biri olarak bu işin aslında "bizimle berabermiş gibi anlatılması gerektiğini söylemektedir. İşte bundan dolayı bizlerin, siyeri sadece satırlardan değil, olaylarin içerisine dahil olarak sanki oradaymış gibi, sanki o hadislerin içerisindeymiş gibi okumamız bize çok farklı istifade imkanları sunacaktır.
Batıl cephede bunlar olurken hak cephesindeki örneklerin de yaşatılması gerektigini unutmamamız gerekir. O günkü dünyanın örnek şahsiyetleri olan sahabi efendilerimiz de bugünün dünyasında yaşatılmalı, o örneklikler aynı canlılıkta bugünlere taşınmalıdır. Sadece isimlerinin evlatlara verilmesi yoluyla taşınması yetmez, ahlaklarının, mücadelelerin, aşk ve sevdalarının, cihad ve şehadet özlemlerinin de taşınması gerekir. Bizler siyer sayfaları içerisinde geçen bu örnek şahsiyetleri hep tarihe hapsederek okuduğumuz için çoğu zaman onların büyüklüklerini ikrar etme dışında bir adım atmıyor, hayranlık duyuyor ama hayranlık duyduğumuz o sahneleri yaşama adına ortaya bir gayret koymuyoruz. Koymadığımız için, ●Hz. Ebû Bekir'i anlatan çok ama onun gibi sıdk/doğruluk ve sadakat abidesi olan az, ●Hz. Ömer'i anlatan çok ama onun gibi adaleti ortaya koyan az, ●Hz. Osmanı anlatan çok ama onun gibi hayayı, edebi ve iffeti ortaya koyan az, ●Hz. Ali'yi anlayan çok ama onun gibi ilmi, cesareti, hakkaniyeti ve istikame ortaya koyan az, ●Hz Hatice'yi anlatan çok ama onun gibi fedakarlıgı ve vefayı ortaya koyan az, ●Hz. Aişe'yi anlatan çok anu onun gibi ilim ve vakarı ortaya koyan az, Rivayeti aktaran çok ama riayeti ortaya koyan az... Bu da söz israfına sebep oluyor, konuşup da yapmayınca bereket olmuyor, böyle oldugu için de cağın Ebu Cehillerinin ve Ebû Leheblerinin karşısı boş kalıyor, onlar da istedikleri gibi bu dünyayı yönlendiriyor.