Bu kitaba başlarken beklentim gerçekten çok yüksekti. İlk iki kitap çıtayı zaten fazlasıyla yükseltmişti ve açıkçası üçüncü kitabın bu beklentiyi karşılayıp karşılayamayacağını merak ediyordum. Fakat kitabı bitirdiğimde şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki beklentilerimin tamamını karşıladı, hatta birçok noktada onları aştı.
Her şeyden önce Övgü'nün kalemindeki gelişim inanılmaz belirgindi. İlk iki kitapta da anlatımı oldukça güçlüydü fakat üçüncü kitapta adeta şov yapmış. Betimlemeler, diyaloglar, karakterlerin duygu aktarımı, aksiyon sahneleri... Her şey çok daha oturmuş ve çok daha etkileyiciydi. Sayfaları çevirdikçe bunu hissetmemek mümkün değildi.
Bu kitapta olaylar, ilk iki kitabın ardından karakterlerin ulaştığı Gizliman etrafında şekilleniyor. Dışarıdan bakıldığında güvenli ve ihtişamlı görünen bu başkentin ardında ise yıllardır biriken öfke, sırlar ve çökmeye yüz tutmuş bir düzen yatıyor. Eski ittifaklar sarsılırken yeni dostluklar kuruluyor ve yaklaşan savaşın ayak sesleri her geçen sayfada biraz daha hissediliyor. Karakterler artık yalnızca hayatta kalmaya çalışmıyor; hangi tarafı seçeceklerine, ne uğruna savaşacaklarına ve neyi feda edebileceklerine karar vermek zorunda kalıyorlar.
Kitabı gerçekten soluksuz okudum. Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir distopya okumamıştım.
Fakat bu kitabı benim gözümde özel yapan şey yalnızca aksiyonu değildi. Asıl etkileyici olan, satır aralarına ustalıkla yerleştirilmiş alt metinlerdi.
Kitabı okurken yalnızca fantastik bir dünyanın içinde dolaşmıyorsunuz. Aynı zamanda günümüz dünyasına, güç kavramına, sınıf ayrımlarına ve özellikle kapitalist düzene yapılmış çok güçlü göndermeler görüyorsunuz. İsimler değişiyor; Giz oluyor, Kayalı oluyor, Gezgin oluyor... Ama sistem değişmiyor. Gücü elinde bulunduranlar, sırf
Ne diyordu Siyah İnci isimli kitapta;
"Dünya niye bu kadar kötü biliyor musun?"
"Hayır."
"Söyleyeyim o zaman. İnsanlar sadece kendi işlerini düşündükleri, ezilenlerin hakkını koruma ve suçluları ortaya çıkarma zahmetine girmedikleri için."
Sahi, gelin size biraz Siyah İnci isimli kitaptan bahsedeyim;
Anna Sewell tarafından yazılan, kolay ve okunaklı, oldukça anlaşılır harika bir kitaptı..
Viktorya Dönemi İngiltere'sinde geçmekte olan bir roman + otobiyografi.
Kitabın ana karakteri, kitabın isminden de anlaşılacağı üzere Siyah İnci isimli bir at.
Bir atın ağzından okuyorsunuz ve yer yer oldukça duygulandıran anılar ve yaşanmışlıklara şahit oluyorsunuz.
Ana teması; bir atın gözünden, insanlar tarafından hayvanlara yapılan işkence ve zulümleri, insanların kimi zaman ne kadar zalimce yaşadıklarını ve davrandıklarını, kimi zaman da istediklerinde ne kadar iyi kalpli olabildiklerini gözler önüne seriyor.
Okurken, günümüzde insanlar tarafından hem insanlara hem de hayvanlara yapılan zalimlikleri de kolay bir şekilde hatırlatıyor ve iğneliyor.
Ve kitabın devamında ne diyordu Siyah İnci;
"Dünya ne kötü!"
Bu sözün ne anlama geldiğini okudukça (spoiler vermiyorum) çok daha iyi anlıyorsunuz...
Kendi yorumum:
Evet, söz konusu kötülük her daim vardı. Geçmişten günümüze, her dönemde, her daim... Fakat kötü olan dünya değildi; İnsanlardı!
Kendi çıkarları ve menfaatleri uğruna, kendileri ile birlikte her canlıya zarar veren, kaos ortamını oluşturan, savaşları ve sömürgeleri yapan, barışı sadece kağıt üzerindeki bir sembol gibi gösteren İnsanlardı!
Doğadan hayvanlara, hayvanlardan kendi ırkına (insanlara) kadar zarar veren yine İnsanlardı.
Söz gelimi, incelememi yine Siyah İnci isimli kitaptan bir alıntı ile bitirmek istiyorum;
"Hayvanlara dilsiz diyoruz, doğru dilsizler, neler
Siyah İnciAnna Sewell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Müjdat Ataman, bu kitabında eğitim sistemimizin aksayan yönlerini eleştirirken yalnızca sorunları değil, uygulanabilir çözüm önerilerini de sunuyor. Akıcı ve düşündürücü anlatımıyla hem velilere hem öğretmenlere hem de eğitimle ilgilenen herkese farklı bir bakış açısı kazandırıyor. Okurken eğitimin nasıl daha iyi hâle gelebileceğini sorgulatan, umut veren ve farkındalık oluşturan değerli bir eser. Eğitim üzerine kafa yoran herkesin okuması gereken kitaplardan biri.
Zorlamayla 200 sayfa olacak olan kitabi, daha fazla zorlamayla 447 sayfaya cikaran, finalinde sevdigi kizi eliyle evlendiren gilliatt. Okumasi bir o kadar zordu.
Deniz İşçileriVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20242,514 okunma
Yani gerçekten ne okudum bilmiyorum, olay neydi nereye geldi onu da anlamadım. Sosyal medyada çok gördüğüm ve herkesin “muhteşem off harika”diye anlattığı bir kitap ama ben o muhteşemliği göremedim gibi.
Zaten büyük bir reading slump’a girdim, bayadır kitapları elime alıp biraz okuyup of bu değil diye bırakıyorum.
Bunu da başta öyle yaptım, çevirisini okuyayım dediğim pek içimi açmadı başlangıcı. Sonra videolarına baktım insanlar neler yapmış bu kitapla ilgili diye, ilginç ve eğlenceli şeyler görünce İngilizcesine şans verdim.
Çoğunu atlayarak da olsa kitabı bitirdim mi? Evet
Kendimi bu yüzden tebrik ediyorum.
Buradan sonra spoiler içerir.
Yani başlangıçta evet güzel ve gizemli bir şeyler, Josh olduğunu biz direkt öğrendik zaten ama orda baya heyecanlandım ben aa bak neler olacak faalan.
Kız direkt anladı zaten Joshla görüşünce, yani işin heyecanı nerde?
Durduk yere adam öldürüp niye kızın mafya amcasını bulup borçlanıp geldiler yani olay oraya nasıl bağlandı ben çözemedim? Az önce neler yapıyordunuz bir anda mafyaya nasıl bağladık??
Smut sahneleri de başta güzel gelmişti severek okudum ama sonra he tamam bildiğimiz şeyler diye geçtim hiç sarmadı.
Yani bir gerilim, bir heyecan yok. Şöyle çığlık atmalı kitabı fırlatmalı patlama anları yok??
Her şey planlı ve okey yani kız heyecanlanıyo değişik fanteziler tamam en marjinal sizsiniz.
Sonuç olarak reading slumptan çıkmamı sağlayacak bir kitap oldu gibi duruyor. Sonuçta aylar sonra bitirebildiğim bir kitap oldu, o yüzden teşekkür ediyorum kendisine.
Ama yarısında keyif almadım, bağlanmadım kitaba. O yüzden başarısız diyorum ben.
Pandemide Den of Vipers okumuştum, belki okuduğum ilk dark romance/smutty kitap olduğu için bir konusu ve amacı olmadan bile keyif aldım. Den of Vipers bundan daha iyi hissettirmişti malesef.
Lights OutNavessa Allen · Zando – Slowburn · 2024586 okunma
Belki serinin son kitabı diğerlerinden çok daha iyi veya daha iyi olur diye umutlanmıştım fakat tekrardan bir hayal kırıklığı oldu. Kitabın konusundan, yapılan yorumlardan, insanların ne kadar çok beğendiğini gördükten sonra alıp okuduğum bir seri oldu lakin çok vasat bir seri ile karşı karşıya geldim. Merak edip alıp okumak isteyen varsa almasın derim, bu kitap serisine bu denli para verip hayal kırıklığına uğramak sizi mutsuz etmeyecekse o zaman bir şans verebilirsiniz elbette.
Kitaptaki konular sürekli ve sürekli birbirini tekrar ediyordu. Sayfaları çevirirken, ya artık yeni bir şeyler olsun ya da bir an önce bitsin diyerek neredeyse iki hafta boyunca elimde sürüklendi durdu. Bu kitap serisinin hitap edebileceği kitle; 13-16 yaş aralığına sahip, kitap okumaya yeni başlayan kişiler için uygun olabilir fakat on sekiz yaşın üzerinde ve uzun süredir kitap okuyan ve kitaplara hâli hazırda hâkim olan birisiyseniz büyük ihtimalle aldığınıza pişman olacaksınızdır.
Silber - Rüya LabirentiKerstin Gier