"Kaygı dolu günleri sessiz bir başkaldırıyla aşmaya çalışan insanların romanı."
Kitabı okumadan önce bu cümleyi okumak sadece bir cümle okumuş olmaktı. Fakat şimdi bu cümle kitapta baştan sona yaşanan her olayın, dramın, sefaletin, acıların, açlığın, kayıpların gözlerimin önünden film şeridi gibi geçmesine sebep oldu. Sanki her şeyi Joad ailesi ile birlikte yaşadım ve onlara veda etmek zorunda kaldım. Kitaptaki her karakter ayrı ayrı birer başyapıttı. John amcanın günahları ve günahkarlığının bedelini ödeme isteği, Casy'nin her insanın içinde er geç anlam bulacağı konuşmaları ve hazin sonu, Rose of Sharon'ın bir sandık içinde suya düşen hayalleri, Tom'un annesiyle olan konuşmaları, Ananın kudreti ve ne olursa olsun aileyi ayakta tutabilmesi ve daha birçok şey... Uzunca bir süre etkisinden çıkabileceğimi düşünmüyorum. Ve hatırladıkça içime bir sızı çökecek. Fakat bundan memnunum. Yurtlarından olan ve açlıktan ölmemek, ailelerini kaybetmemek uğruna çırpınan insanları hissetmek bununla birlikte de kalplerimizde bir sızının oluşması gerek. Steinbeck bunu mükemmel bir şekilde hissettirmiş. Şiddetle tavsiye ediyorum ve bu kitabı sevdiklerime okutmayı bir görev haline getiriyorum. Bir de okurken çoğunlukla Remembrance dinledim. Bence kitaba çok uygun bir müzik ve kalbinize bir değil on öküz oturmasına sebebiyet veriyor. Birkaç sene sonra mutlaka bir kez daha okuyacağım. Çok beğendiğim yüzlerce alıntıdan bir tanesiyle bitiriyorum.
"O zaman ne değeri var? O zaman ben görünmeden her yerde bulunacağım. Her yerde olacağım... Nereye baksan beni göreceksin. Açlar nerede ekmek için kavga ederse, ben de orada olacağım. Casy de bunları bilirdi. İnsanlar, kızdıkları zaman nasıl bağırırlarsa, ben de öyle bağıracağım; ve aç çocuklar, yemeğin hazır olduğunu işittikleri zaman, nasıl