Doğanın bir döngüsü, bir düzeni vardır. Ve doğadaki her canlının da birbirine ihtiyacı. Ne kadar gereksiz ya da zararlı görünse de her varlık o bütünün bir parçasıdır aslında. Onu döngüden çıkarmaya çalışırsanız, doğa hemen cevap verir size. Değişim kötü değildir ama doğalı bozmadığınızda.
Willodeen, Şans Eseri köyünde yaşayan bir kız çocuğu.. Yalnızlığı ve kendisini en iyi anlayan doğanın kucağında olmayı seviyor. Farklı olduğunu hissettiği için, en sevdiği canlılar da sevilmeyen, dışlanmış olanlar. Çığırtkanlar da o canlılardan birisi. Pençeleri, boynuzları ile korkutucu görünmelerinden ziyade tehlike hissettikleri anda yaydıkları koku yüzünden köy halkı tarafından istenmiyorlar. Çünkü köyün geçim kaynağı, her kış yaptıkları sinekayı festivali için gelen turistler. Köylüler de kokunun turistleri rahatsız edeceği düşüncesi ile çığırtkanları avlıyorlar. Willodeen tüm bunlara engel olamadığı için çok üzgün ve öfkeli. Ayrıca köyde de yavaş yavaş her şey ters gitmeye başlıyor. Kışın, göç zamanı geldiğinde merakla beklenen sinekayıları da yok bu yıl. Mavi söğütler yalnız ve boş görünüyor.
Kitap, biraz sihirle renklendirilmiş çok güzel bir kurguya sahip. Doğanın dengesi kadar, insanların büyüdükçe bakış açılarının değişmesini de konu ediyor. Çocuklar gibi göremiyoruz etrafı. Willodeen ne kadar kızgın olsa da yetişkinleri de anlıyor. Çocuklarının geleceği büyük bir endişe demek. Ve bu endişe de sihri ve gülmeyi unutmamıza neden oluyor. Arkadaşlık, öfkeli gözyaşlarının sihri, farklı olmanın kötü olmadığı ve doğanın bizden daha çok şey bildiğini kabul etmek üzerine çok keyifli bir hikaye. Hem çocuklara hem de çocuk olmayı unutmayan her yaş grubuna tavsiyemdir.
Kendi hayatının iplerini eline alan bir kadının başaramayacağı şey yoktur. Kendini kast sisteminden, içinde bulunduğu topluluğun kalıplaşmış kurallarından sıyırıp, yeteneğine ve zekasına güvenen kadınların hikayesini okuyoruz kitapta. Kadının en büyük düşmanı kadındır sözüne inat, birbirlerine destek olduklarında neler olacağını gösteriyor bu hikaye bize. Ve böyle güçlü bir kadının yetiştirdiği Malik adlı genç adamla da tanışıyoruz. O kadın gibi, doğru bildiği yoldan şaşmayan, cesur, zeki ve sevdikleri İçin çarpışan bir genç adam.
Hint kültürünü ve kast sistemini de işleyen kitapta, Arkadya yayınlarının yeni çizgisinde oldukça akıcı ve gerilimli bir okuma sunuyor bize. Dramdan ziyade harekete geçmeyi ifade ediyor. Yıllar önce Lakshmi'nin yaşadıklarına rağmen başardıkları gibi bu kitapta da Nimmi'nin kocasını kaybedince, kabilesinden ayrılıp iki çocuğuna nasıl baktığını görüyoruz. Yolu Malik ve Lakshmi ile kesişince de ilerlemeye devam eden bir hayat bu. Fakat geçmiş her zaman bir adım gerimizde bizi takip ediyor. Hindistan'ın iki farklı şehrinde geçmişten gelen bağlar geleceği tehdit ediyor. Bir yandan da asla ortaya çıkmaması gereken sırlar var. Malik, Nimmi ve Lakshmi başarabilecekler mi diyerek büyük bir merakla çevirdim sayfaları.
Farklı kültürlere ilgi duyuyorsanız hem bilgi veren hem de heyecanlı bir kurgu oluşturmuş yazar. Kitabın sonunda Hindistan'da altına verilen önem ve yemeklerle ilgili notlar düşülmüş. Ben büyük bir keyifle okudum ve konu ilginizi çektiyse tavsiye ederim.