Duvarların Ardındaki Sır; konusu, işlenişi, yer ve seçilen dönem açısından farklı bir kitap. Cep telefonlarından önceki, gençlerin walkman ile oyalandığı, daha küçüklerin çevrede koşuşturarak oynayabildiği bir zamanda geçiyor kurgumuz. Daha dikkat çekici olan yanı ise cadıların varlığına inanan, eskiye, batıl inançlara bağlı ve birbirini tanıyan insanların yaşadığı bir kasabayı mekan olarak seçmesi.
Kitapta gerilim içeren karanlık temalar var ama okuru İlerlemeye teşvik eden şey daha çok merak duygusu. Kitabın sonuna kadar ana karakter Mina gibi, gerçekten doğaüstü bir şeyler yaşanıyor mu yoksa birileri ortalığı karıştırmak için mi çabalıyor emin olamıyoruz. Hatta sonunda sizi şaşırtan bir sır açığa çıksa da tamamen cevaplanmayan detaylar da kalıyor. Aslında bu tam da kurguyu tamamlayan bir durum çünkü kitabın tedirgin edici yanı, her şeyi bilmesek de olur bence dedirtiyor.
Gazeteci Sam ve onun teşvikiyle ilk hastası ile tanışmak, ona yardımcı olmak için yola çıkan ve bu tuhaf kasabaya gelen Mina. Fakat sadece genç Alice'in yaşadıklarını çözmek değil kendi geçmişleri ile de yüzleşmek amaçları. Onlar kasabaya geldikten sonra artan olaylar cevaplar yerine soruları artırıyor. Alice'in ailesi, kasabalılar, komşular, gençlerin acımasızlığı derken karanlık bir bulmaca sizi bekliyor.
Her insan tek başına bir dünyadır ama bazı etiketleri de varlığının delili olarak görür. Birinin annesi, eşi, kardeşi olmak, birilerinin size ihtiyaç duyması, görülmek isteyen bir insanın en derin beklentisidir belki de.
Bilinçaltına kaydedilmiş öğretilerden mi, varlığına anlam katacak başka bir çare düşünemediğinden mi bilinmez, bekliyor Mercan... Evi terk eden kocasının geri dönmesini... Bir çocuğu olmasını...
Hani bazı şeyler anlatılmaz, tarifi yoktur deriz ya; işte bu kitapta yazar anlatmıyor; Mercan'ın yalnızlığını, başka bir yol bilmediğinden inatla tutunduğu umudu yaşatıyor okura. Hiç kimse fark etmese bile okur görüyor Mercan'ı...
İnsana, inanç sisteminin hangi ihtiyaçlarla ortaya çıktığına, şehirdeki yalnızlığa bambaşka bir açıdan bakıyorsunuz okurken. Bazı şeyler daha net görünüyor karakterle bütünleşince. Yazarın tüm kitapları gibi sarsıcı, henüz kalemi ile tanışmayanlar varsa mutlaka şans vermeli.