Başkomiser Perihan Uygur serisinden bir kitap okurken emin olacağınız bir şey vardır: O tüm engellemelere rağmen, sonuna kadar yani vakayı çözene kadar işin peşini bırakmaz. Ne siyasi ne de güç dengeleri onun yoluna çıkamaz. Serinin dördüncü kitabında da bu keyifli ve çetrefilli kurguyla, merakla sayfaları çeviriyoruz.
Kuzey Kıbrıs'ta işlenen bir cinayet. Oradan istenen destek talebi ile olayı soruşturmak üzere savcı Yelda Kansu ile Girne'ye varan Başkomiser Perihan Uygur... Çok yönlü kurgularda olaylar önce dağılıyor gibi görünür biliyorsunuz. Bazen geçmiş, bazen güncel konular, üstelik hem Girne hem de İstanbul'da yürütülen iki farklı soruşturma, bizi oradan oraya savrulup hiçbir yere varamıyormuş gibi hissettirebilir. Fakat polisiye okurları bilir ki; her zaman detaylar kesişir ve bir noktada da birleşir.
Bu kurguda yazarın bize sürprizleri var. Özellikle de ortalara doğru her şeyi çözülmüş gibi gösteren, okura verilen bilgiler. O noktada büyük bir şaşkınlık yaşıyoruz. Suçlu belli mi oldu, nereye gidiyor bu soruşturma gibi sorular kafamızı karıştırıyor. Ama durun, daha çok erken diyor yazar. İlerledikçe aksiyon artıyor, yeni gelişmeler yaşanıyor ve sizi iç içe geçmiş sıradışı gelişmelerle başbaşa bırakıyor. Şüpheliler mi, onlar eleneceğine gittikçe sayıları artıyor.
Kesinlikle incelikle işlenmiş, bilgilerle desteklenmiş, dolu dolu bir kurguydu. Büyük bir keyifle okudum. Başkomiser ve cevval ekibi ile henüz tanışmayan varsa hiç beklemesin, tavsiyemdir.
KumarbazTuna Kiremitçi · Doğan Kitap · 2025302 okunma