“İkinci Mahmud zamanında Fener Patrikhanesindeki bir papaz Rus çarına bir mektup yazmış ve mektubunda demiş ki:
‘Türk milleti Kur’an’a bağlıdır ve edeplidir. Evvela bunları Kur’an’dan soğutmalıyız ve o edeplerini bozmalıyız.’
O zamanın padişahı o papazı astırdı. Avrupalılar kendilerini bozdular. Şimdi bizi de bozuyorlar. “
“Bir kere Afşin’e gitmiştik. Orada bir camide vaazu nasihat etmiştik. Camiden çıkarken ilahiyat fakültesinde okumakta olan iki genç kızın bir şey sormak istediklerini söylediler. Sorsunlar, dedim. Genç kızlar şunu sordular:
‘Hoca efendi Allah-u Tealâ bize bizden yakın iken bir kimsenin araya girip vesile olmasına ne hacet var?’
Bunun üzerine ben de onlara: Siz Kur’an-ı Kerim okumasını biliyor musunuz? dedim. Evet! dediler. Kimden öğrendiniz dedim, hocadan dediler. Peki neden araya hocayı koydunuz, kendiniz direk Mevlâ’dan öğrenseydiniz ya dedim. Hoca efendi biz orasını düşünemedik, dediler.”
“Şeriat’ın hakikatına varamayanın namazı çocukların şuursuz hareketlerine benzer. Çocuk, annesi namaz kılar iken yanına gider, onu taklit eder. Eğilir, kalkar. Sıkılır, gider, dolaşır yine gelir, tekrar namaza durur. İşte şeriatın hakikatına varamayan kimsenin namazı da buna benzer.”