CLAY

CLAY
@daimonn
quia pulvis es et in pulverem reverteris
Ne dram ama
—öyleyse insanı nasıl tanımlamalı? Bilinçle mi ? Sevgiyle mi? — Heyecanla, bu kesin. Ama özellikle, daha yüksek bir düşünme düzeyinde yer alan ölüm bilinciyle. Her bireyin biricik ve yeri doldurulamaz olduğunu; bir canlının yok olmasının geri döndürülemez bir dram olduğunu fark etmiş olmak: bence halk arasında "fikir" (ŕeflexion) denen şeyin, düşünebilen bilincin tanımının ana öğesi işte bu olurdu. Tabi bu öz-bilinci, başkaları, çevre ve zaman hakkındaki bilinci de kapsıyor.
Sayfa 120
Reklam
kolektif bilince ihtiyaç
—Kozmik dramı üç evre halinde özetleyebiliriz: Doğa karmaşıklığı doğuruyor; karmaşıklık etkililiği doğuruyor; ve etkililik de karmaşıklığı yok edebiliyor!.. —yani?.. — 20.yüzyılda insanlar kendilerini yok etmenin iki yolunu buldular: aşırı nükleer silahlanma ve çevrenin bozulması. Karmaşıklık yaşayabilir mi? Doğanın böyle kendi kendini tehdit eder bir evrim düzeyine ulaşması, onun hesabına iyi bir fikir mi? Zekâ zehirli bir armağan mı yoksa?..
Sayfa 132
Neden her şey fizik dünyasında bu kadar iyi, insan dünyasında ise bu kadar kötü gidiyor? Doğa da, karmaşıklık yolunda bu kadar ileri giderek, kendi "yetersizlik- ya da beceriksizlik- düzeyine" erişmiş olmasın sakın? Darwin'ci bir yaklaşım içinde sadece doğal ayıklanma olayının sonuçlarına dayalı bir yorum, sanırım böyle bir şey olurdu.
Sayfa 132
gezegen çapında makro-organizma
Yeni bir yaşam biçimi icat etmekte olduğumuz söylenebilir: Hem canlı dünyayı hem de insanın ürettiği nesneleri içine alan; aynı şekilde evrim içinde bulunan ve bizim de hücrelerini oluşturduğumuz, gezegen çapında bir makro-organizma. Bunun kendine özgü bir sinir sistemi -ki internet bunun embriyonudur- ve maddeleri ayrıştırıp yeniden devreye sokan bir metabolizması var. Karşılıklı bağımlı sistemlerden oluşan bu küresel beyin, insanları elektronların hızıyla birbirine bağlıyor ve aramızdaki alışveriş süreçlerini altüst ediyor.
Sayfa 124