CLAY

CLAY
@daimonn
quia pulvis es et in pulverem reverteris
antalya
104 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Başkalarının fikirlerine saygı duymak zorunda değiliz. Sadece tahammül etmek, ifade edilmelerine izin vermek zorundayız. Fakat bu, o fikirleri ve o fikirleri ifade edenleri yeremeyeceğimiz anlamına gelmez. İnsanların aptalca şeyler söylemeye elbette hakkı vardır. Fakat bu, söylediğiniz şeyin aptalca olduğunu ifade edemeyeceğimiz, fikrinizi yeremeyeceğimiz ve fikrinizle alay edemeyeceğimiz anlamına gelmez. Zira ifade özgürlüğü sadece sizin için değil, herkes içindir. -Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·65 syf.··
2018 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2018 09:00
Bazı yazarların yazdıklarında yüreğe dokunan bir yan vardır. İşte Tezer Özlü de o yüreğe dokunan yazarlardan. Bu sebeptendir ki, kendisine edebiyatımızın “gamlı prenses”i denmektedir. Bana göre gamlı prenses tabirini sonuna kadar hak ediyor. Çok değerli bir yazar. Yazar olmanın da ötesinde, çok değerli bir kadın. Sapına kadar, kadın. Sapına kadar, haklı bir kadın... Bakmayın sürekli yaşamdan kaçtığına, defalarca intihar denemelerinde bulunduğuna. Yazdıkları, satırları, fikirleri hayatla dopdolu. Onu okuduğunuzda intihar etme fikrine değil, aksine yaşama fikrine daha çok sarılıyorsunuz. Çünkü Tezer Özlü her şeyden önce “yaşamış bir insan.” Daha çok yaşamak ve doyasıya hayatın tadına bakmak istemiş bir insan. Onun gamlı prenses olmasının sebebi, yaşadıkları, başından geçen acı olaylar değil, yaşamak isteyip de yaşayamadıklarıdır, engellenmesidir. Geri zihniyetli insanlarla bir arada olup, hayatın gerçek değerini ve amacını kavrayamamış insanlarla ne kadar doğru bir yaşam sürülebilir ki zaten? Haklıydın Tezer Özlü. Sonuna kadar haklıydın; ama tıpkı Oğuz Atay gibi kimse gelip sana da haklı olduğunu söyleyemedi. Ancak sen öldükten sonra değerini kavrayabildi bu ülke. Böyle olmamalıydı elbette; ama ne yaparsın ki ülkemizin kaderi bu. Hep sonradan aklımızın başımıza gelmesi... Çocukluğun Soğuk Geceleri, Tezer Özlü’nün ilk romanı. Yaşamının başlangıcını bizlere sunduğu, çocukluk yıllarının ve gelişim sürecinin önümüze çırılçıplak bırakıldığı kısacık kitabı. Kısacık dediğime bakmayın. Kitapta neler yok ki? Tezer Özlü’nün sobalı bir evde büyümesi, İstanbul sokaklarının eski görüntüsü, babasıyla, kardeşleriyle, kuzenleriyle olan ilişkisi, hatta babasıyla annesi arasındaki ilişki, düşlenen, erişilemeyen sevgililer, evlilikleri, sevmeden nikah masasında evet deyişleri, hastane
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
(...) bir kadının namusu belinden aşağısında değil, burada, kafasındadır.
Sayfa 119
Edebiyat
Ortada toplumsal bir kötülük olduğunun en derin işareti . . . mizah duygusunun olmayışıdır. Tek adamların hiçbiri şaka kaldıramazdı.
Onyıllar boyunca bir insana doğal olarak alışıyoruz ve onu diğer tüm şeylerden çok seviyor ve bağlanıyor, onu kaybettiğimizde de sanki her şeyimizi kaybetmiş gibi oluyoruz. Ne müzik, ne felsefe ne de yazarlığın kadir olduğu şeyler, birçok anlamlar yüklenmiş sevilen tek bir insanın kaybını anlatamaz. Geride kalanlar için yalnızca kaybetme acısı vardır ve başkalarının yaralarını iyileştirecek bir şeyin olmayışının acı gerçeği.
Sayfa 77 - Şule Yayınları·Kitabı okudu
Düşünce