Şimdi, acının ormanından geçiyorsun
her sey bir daha kanasa da
ne geçtiğin yola ne sana dokunabilirim ben.
Geç meleğim,
senin de şarkıların olsun
içindeki telleri titreten.
insan kadife bir hatiradan başka nedir ki? Gecmiş: üstümüzü her gece onunla örttüğümüz... uykuların derininde kor yankılarına düşer gibi oldugumuz ve sonra unuttuğumuz.
Dağın doruğu ile dağın derini arasindaki mesafeden başka nedir ki insan: derininde kor tutmuş haller , doruğunda ıssızlık bilgisi ...
Güne ait sesler çoğaldığında hatıranın kendisi de kokusu da bilgisi de silikleşecek ...
Ve, insan sabahın nemi kadar sessiz olmayı isteyecek.
Bu gece de kucağımda uyu bir yıldız gibi.
Dünyada hiçbir umut kalmadı.
Gece, bedenini örerken öpüşleriyle
tart acıyı
ve bırak beni
yalnızlığımda
Düşümü anımsarsan eğer
seni bekliyorum
bir sokak şarkısıyla
düşüme gelmeni
yazın içinde
yıldız parıldarken
ışığı giyin
Neden yanıma aldım seni
Karanlık yuvandan yükseltmek için
seni bulutlara
Kaya kartalların barınaklarını ve oyuncuların harman yerlerini görmen için
Terkedilmiş kiliselerde haçlar ve ağaçların damlarında yıldızları görmen için
Ay’ın balkonlarında düşünsel sevgiyi görmen için
Ve gözyaşından ve gülümsemenden sonra
Düş gibi bakasın ve elimi tutasın diye
Boyun kurdelasıyla selam veresin diye turnalara
Ela gözlerinle gökyüzünü boyaman için
Sarışın saçlarınla alay etmek için güneşle
Açık göğüslerinle dalga geçmek için zambaklarla
Gözlerin mavisiyle tahrik etmek için gökyüzünü.