Yardımseverler Derneği'nden aldığı on franktan geriye üç frangı kalmış olan Morisseau arkadaşlarını ve komşularını bir şeyler içmek için bir şarap dükkanına davet etti. İki litre şarap, birada Brie peyniri istediler. Ardından arkadaşları da iki litre şarap daha isteyip parasını ödediler. Grup Paris'e geri döndüğünde çok neşeliydi.
Ölüm bildirimi akşam yapılmadığı için ertesi gün oğullarını evde bekletmek zorunda kaldılar. Tek odaları olduğu için Charlot'yla yaşıyor, onun yanında yemek yiyip uyuyorlardı. Bazen onu unutuyor, akıllarına geldiğinde ise kendilerini onu bir kez daha kaybetmiş gibi hissediyorlardı.
Çok acıkmış olan Morisseaular gölgede küçük, beyaz yüzü beliren ölünün yanında yemeklerini iştahla yediler. Soba gürülderken kendilerini çok iyi hissettiler. Ara sıra annenin gözleri yaşarıyordu. İri damlalar ekmeğin üstüne düşüyordu.
Annenin hıçkırıklarını duyan Madam Bonnet lambasıyla geldi. Bunun üzerine iki kadın Charlot'yu düzgünce yatırırken kapıya vuruldu: Yardım olarak 10 frank, ekmek ve et gelmişti. Ablak bir ifadeyle gülen Morisseau Yardımseverler Derneğinin treni hep kaçırdığını söyledi.
Derin bir keder ara sıra Mösyö Rousseau'nun boğazını düğümlüyordu; ama onu asıl sarsan, kafasını allak bullak eden, elinin ayağının titremesine neden olan şey, ( eşinin ölümü değildi ) dükkanın hafta içi bir gün kapalı kalmasıydı.