Hepimiz aynı mıyız?
Farklılıklar bizi kusurlu mu kılar?
Parmak izleri bile farklı olan insanların hayalleri hedefleri ve yaşam biçimi niye aynı olsun?
Toplumdan farklı olmak toplumdan saymaz mı bizi?
Kitap bir martının hedefleri hayalleri peşinde koşarken ki süreci ele alıyor ama insan okuduğu zaman martıların dünyasını değilde bizim dünyamızı okuyor sanki..
Kitapta martının hayalleri için yaptıkları onu diğerlerinin gözünde ötekileştirip toplumdan uzaklaştırdığı halde kendi hayatı peşinde koşan kendi hayallerine odaklanan ve bunların peşinde azimle ilerleyen bir martıyı okuyoruz.
Ama sanki martıyı değilde o martı topluluğunun içinde saklanmış kendimizi okuyoruz; susan, o ne der? Komşu nasıl bakar? İnsanlar ne der? Sorusu altında ezilmiş kendimizi okuyoruz.
Aslında hepimiz bu değil miyiz? Ailemizin istediği gibi ilerleyen insanların istediği gibi yaşayan kendini baskılayan bireyler olarak yaşamıyor muyuz? Kaç kişi gerçekten hayallerinin peşinde ilerlemiştir aramızda? Kaç kişi komşu ne der sorusunu umursamamıştır çoğumuzdan sadece bazıları değil mi?
Kitapta ki martı bize hayallerimizin hedeflerimizin peşinde koşmamızın toplumun değil kendi düşüncelerimizin önemli olduğunu öğretiyor. Kitap tamamen bu düşünce üzerine kurulu yazılmış bir fabl, insan için motive edici ve hayata farklı bir pencereden bakmayı sağlayan bir kitap.
Okuduktan sonra insan kendini o toplumun altında ezilmiş martılar yerine koymaktan geri duramıyor..