Çözülen bir yumaktan ziyade, giyilmekten yıpranmış eski bir hırkayı sökmeye benziyor hatırlamak. Her an olmadık bir noktada düğümlenebilir ip. Kopabilir oradan. Ve bir kere koparsa, bağlansa da aynı olmaz artık.
Derin bir yalnızlık çöreklendi çünkü içime. Yarı ölü sayılırdım ve hayattakilerle aramda kalın bir duvar yükselmişti. Ne yaşayanlar anlardı beni ne de ölüler işitebilirdi.
Ölecektim.
Öyle yaşlanıp elden ayaktan kesilince değil üstelik, bugün yarın. Belki yeni bir mevsim görmeden, tek bir yeşil erik daha yiyemeden, kıymetli defterimin sonuna gelemeden...